08.02.2018

AHHH!
Yarım saate kalmadan öleceğim. ölürken çok büyük ihtimalle birisini öldürerek hem de…
Üçüncü sıradayım. Benden önce iki tanesi ölecek. Büyük bir gürültü eşliğinde…
Ben de… Gürültüyle öleceğim. Tıpkı benden öncekiler ve sonrakiler gibi…
Bizim yazgımız bu. Gürültüyle ölmek…
Tek tesellim, ölmeden önce uçuyor olmak. Döne döne uçmak… Devasa bir mutluluk olsa gerek uçarak ölmek. öğrensem de açıklayamayacağım; zira bir salise sonra ölmüş olacağım. Ve öldürmüş…
Herkes bizden nefret ediyor. Bizi kullansalar da bizleri kendileri yaratıp amaçlarına göre yönlendirseler de bize “Kör” diyorlar.
“Kör bir kurşun…”
Oysa herkes biliyor, hepimiz biliyoruz bizleri yönlendirenlerin, gezi gözü ve arpacığı aynı hizaya getirenlerin bizzat onlar olduklarını. İnsanlar…
Oysa bize kör diyorlar. Doğru… Basit yaratıklarız biz. Baruttan küçük, sıkıştırılmış ruhlarımız var ve düzgün, öldürücü gövdelerimiz…
Kanatsızken uçabiliyoruz ölüm hücrelerimiz olan silahlar sayesinde.
AAAAHHH!
ölüm hücrelerinde sıkışmışız. Birbirimizle konuşamıyoruz bile. Üşüyoruz çünkü soğuğuz. Soğuk vücutlarımız. Barutlarımız bizi ısıttığında çoktan can çekişiyor olacağız. En azından o zaman ısınacağız. Ve sonra, son nefesimizde, eğer şanssızsak, kanın sıcağında yanacağız. Birini öldürmenin üzerimize yüklenmiş azabıyla…
AAAHHH!
İşte şarjör çekildi. İlkimiz gitti.
Kim bilir kimi öldürdü? Bir insanı mı? Yoksa bir kayadaki salyangozu mu? belki de bir ağacı can evinden vurmuştur.
AAAHHH! İkincimiz de gitti! Bir çığlık yankılandı ölüm hücremizden duyulan. Bir sırtlanın acı kahkahası…
OYYY! İşte gidiyorum! Kendime değil, öldüreceğim şeye, param parça edeceğim rüzgara ağıt yakıyorum!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir