27.01.2018

İrade ve aşk… Bu iki kavram yan yana nasıl gelebilir? Gelse de birbirleriyle anlaşabilir mi? Bu soruların yanıtlarını bilmek istememiştim. Daha doğrusu bildiğimi iddia etmek… Aksini ummuştum çünkü. Aşk ve iradenin birbirleriyle anlaşabilmelerini…
Aşkın yanında iradenin soğuk nevale gibi görünmemesini ummuştum. Deyim yerindeyse bir kız kurusu gibi…
Aslında bu olmuştu. Sabırla…
Bizim aşkımız gibi bir aşkta iradenin yeri olmuş muydu? Evet… Oldukça kirli bir geçmişi olan bir insanken onunla karşılaştığımda irademi kullanıp kendime, öfkeme sabrederek inşa etmiştim bu aşkı. En azından, kendime düşeni bu şekilde yapmıştım. O da bana özen göstermiş, önyargılarına boyun eğmemişti. Kendi tez canlılığı karşısında sabırlı olmuştu. Yani beni anlamaya çalışırken acele etmemişti.
Sonra ne olmuştu? Bitirmiştik. Aşk bitmişti… Yine de iradeyle aşkı sabırla yan yana getirip önümüze koymasını bilmiştik. Bu bile binlerce şeyden değerliydi.
Neler bitmiyordu ki?
Böyle oldu, bunu yapabildik diye bundan sonra böyle mi devam edecektik? Elbette hayır. Sonra, hiçbir şey olmamış gibi hayatlarımıza devam ettik. Tıpkı daha öncekilerine benzer ilişkilerim oldu. Onun da…
Sonra da yaşlandık.
Bir gün karşılaştığımızda, birbirimize bakıp yalnızlıklarımız karşısında şaşırdık. Sonra yine yollarımızı ayırdık…
Yalnızlıklarımıza alışmıştık. Çünkü onlara aşıktık…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir