Ayakta olmayı düşündü. Düşünür düşünmez bir vücudu oldu. Vücut ayağa kalktı. Ayakta olursa her şeyi daha iyi anlayabilirdi, öyle düşündü. Kim olduğunu bilmiyordu. Ya da çok iyi bilse de hatırlaması gerekiyordu. Etrafına tüm duyargalarını fırlattı. Hiçbir şey yoktu. Boşluğun taam ortasında mıydı? Ağzını açtı ve hatırlayarak anlatmaya başladı. Anlatırken eliyle havaya resimler çiziyor, tüm vücuduyla dans ediyordu. O anlattıkça boşluk doldu. Ama her şey kâğıtlardaydı sanki. O anlattıkça sayfalar çevriliyordu sadece. Kâğıttan çıkamayan varlıklar sayfalarda tepiniyorlardı çıkmak için. O da bu müzikle dans ediyordu. Sayfaların rüzgârı saçlarını uçuruyordu. Neden sonra sayfalar yüzüne vurmaya, yüzünü kâğıt kesikleriyle doldurmaya başladı. Yüzü paramparça …
Etiket: #kağıt
10.07.2025
Sesi kulaklarına bantlanmış büyük ve parlak bir çift kâğıt misali dikkatini çeliyor, onu kaşındırıyor, devamlı başını silkeleme ihtiyacı hissetmesine sebep oluyordu. Bu kâğıtlar çok büyüktü ve duyduğu her sesin tuhaf ve uzak bir şekilde yankılandığını hissediyordu. Elbette onları kimse görmüyordu. Henüz bir insanın zihnindekiler aksesuar olacak kadar görünür hâle gelmemişti ne de olsa. Yine de dalgın olduğunu görebilirlerdi. Umursayan birisi olursa tabii. Ses inceydi. Masum, yaramaz, güzel, mutlu, muhtaç… Ses suçlayıcıydı. Hesap sorması gerekse de hesap sormayan. Ses kendi hâlindeydi. Ve ses, artık geçmişinin bir parçasıydı. Ne olursa olsun bunu kabul etmek zorundaydı. Ne kadar zor olursa olsun…