10.07.2025

Sesi kulaklarına bantlanmış büyük ve parlak bir çift kâğıt misali dikkatini çeliyor, onu kaşındırıyor, devamlı başını silkeleme ihtiyacı hissetmesine sebep oluyordu. Bu kâğıtlar çok büyüktü ve duyduğu her sesin tuhaf ve uzak bir şekilde yankılandığını hissediyordu. Elbette onları kimse görmüyordu. Henüz bir insanın zihnindekiler aksesuar olacak kadar görünür hâle gelmemişti ne de olsa. Yine de dalgın olduğunu görebilirlerdi. Umursayan birisi olursa tabii. Ses inceydi. Masum, yaramaz, güzel, mutlu, muhtaç… Ses suçlayıcıydı. Hesap sorması gerekse de hesap sormayan. Ses kendi hâlindeydi. Ve ses, artık geçmişinin bir parçasıydı. Ne olursa olsun bunu kabul etmek zorundaydı. Ne kadar zor olursa olsun…

Okumaya Devam Et

26.06.2025

Etrafına baktı. Kimse yoktu. Bir gülümsemeyi onunla paylaşacak, kızdığı şeye onunla kızacak hiç kimse… Sonra hatıralarına daldı gözü. Birden bir çocuk peyda oldu. El ele tutuşup anımsamadığı bir sebepten mutlulukla zıpladıkları o çocuk. Şimdi ne yapıyordu? O da etrafına bakıyor muydu? Onun da etrafında kimse olmuyor muydu? Belki de çok mutluydu. Başarılıydı, derinden bağlı olduğu bir ailesi vardı. Ona ihtiyacı olmaması şöyle dursun, aklına bile gelmiyordu belki. Yine de kendisinin ona, ortak geçmişlerini tekrar anmaya ihtiyacı vardı. Onun için eline telefonunu alıp onu aradı. Rehberde numarası yoktu, buna gerek yoktu. “Naber?” diyerek açtı telefonu. Sanki beş dakika önce ayrılmıştık. “Kötü…” …

Okumaya Devam Et

28.03.2025

Keşke… Keşke birazcık mutlu olabilseydi! Gözlerinin tta içine baktım. Uzun yüzü mutsuzluktan sünmüştü. Adeta kendi kendisini eritiyordu. Sivri çenesinde toplanmıştı sanki tüm derisi. Ve yüzü hâlâ erimiş, buruşmuş görünüyordu. Sivri çenesinin altında bir gıdısı yoktu ama çenesi katman katman büzüşmüş ve nasıl oluyorsa yine de gergindi. Çene kemiğiyle, demir bir kazığı sert bir toprağa saplayabilirdi. Daha gencecikti oysa. Boynundaki damarlar kalıcı olarak boğum boğumdu. Uyurken bile öyleydi bana sorarsanız. Mutsuzluk, gerginlik ve sinir bozukluğu bu adamın iliklerine işlemişti. Kanını içen bir vampir olsa ekşimiş bir yoğurdu içmiş gibi geri tükürürdü herhâlde. Çok fazla kuralı vardı, çok fazla… Çok fazla yargısı …

Okumaya Devam Et