10.07.2025

Sesi kulaklarına bantlanmış büyük ve parlak bir çift kâğıt misali dikkatini çeliyor, onu kaşındırıyor, devamlı başını silkeleme ihtiyacı hissetmesine sebep oluyordu. Bu kâğıtlar çok büyüktü ve duyduğu her sesin tuhaf ve uzak bir şekilde yankılandığını hissediyordu. Elbette onları kimse görmüyordu. Henüz bir insanın zihnindekiler aksesuar olacak kadar görünür hâle gelmemişti ne de olsa. Yine de dalgın olduğunu görebilirlerdi. Umursayan birisi olursa tabii.
Ses inceydi. Masum, yaramaz, güzel, mutlu, muhtaç…
Ses suçlayıcıydı. Hesap sorması gerekse de hesap sormayan.
Ses kendi hâlindeydi.
Ve ses, artık geçmişinin bir parçasıydı. Ne olursa olsun bunu kabul etmek zorundaydı. Ne kadar zor olursa olsun…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir