24.04.2025

“Ben de onun gibi hissediyorum,” demişti henüz beş yaşındaki oğlan. “Üzerime doru yürüyorsunuz ve çok büyüksünüz… Ben de kaçmak istiyorum işte.” Sonra durmuş, o incecik, sevimli ve kırılgan sesini bir kerte daha azaltmıştı. “Ama kaçamıyorum.” Kimse ona sebebini bile sormamıştı. Ve çocuk devam etmişti: “Kuş kaçabiliyor. Ama cam açık değil. Açarsak öleceğini bilmiyor. O sadece korkuyor.” Beni görebilselerdi çocuğa gülümser ve neden kaçmadığını sorardım. Yok, neden kaçamadığını. Kaçarsa yaşayamayacağını söyler miydi? Hayır. Onları çok sevdiğini söylerdi, eminim buna. Ne fark eder, ikisi de aynı kapıya çıkardı.

Okumaya Devam Et

12.02.2018

Yaz tatiliydi. Elime para geçince karımın dırdırından kurtulmak için Karadeniz turuna çıktık. Çocuklarla birlikte… Bizim kaşık düşmanının en çok istediği şeydi bir Karadeniz turu. Neredeyse evlendiğimizden beri söylüyordu. Bıkmıştım artık dırdırından. Çocuklar da merak eder olmuştu Karadeniz’i. Onlar da eklenince başımı kurtarmak için çıktık bir yola işte. Bizim arazi cipiyle gidiyorduk. Benim büyük kız arabayı iyi kullanırdı. Onunla ortaklaşa sürüyorduk. Keşke küçük değil de o oğlan olsaydı. Zaten bende şans olsa… Bu karıyla değil de… Vallahi Lopes olsa evlenmezdim. Başımı boşa belaya sokmazdım ama neredeee. Haritaya bakarak ve navigasyonu kullanarak gidiyorduk işte. O kadar yol derdi çekiyordum ama bizimki türk …

Okumaya Devam Et