“Mecra Kitapçısı…” Dükkanın adı buydu. Ücra bir yer bulabilmişti. Kirası ucuzdu. Emekliliğinden sonra oyalanacağı bir yer olsun diye ve okuyabilmek için tercih etmişti böyle bir dükkan açmayı. Bir şeyler kazanabilmek de cabası olacaktı. Öyle olmamıştı ama… Kazanamamıştı. Kitaplar tozlanmış, kira ve fatura ödemeleri aydan aya cepten verilmiş, sermayesi git gide eksilmişti. Yine de devam etmişti işine. Aylardır bir tek kitap satamasa bile… Bir gün, dükkanının önüne yaşlı bir sokak şarkıcısı gelip; hiç duymadığı bir şarkıyı icra etmeye başladı kemanı eşliğinde. Kadının sesi de; kemanınki de gürdü. Çıkmaz sokağın duvarlarında yankılanıyor, uzaklara ulaşıyordu. Ve… insanlar geliyordu akın akın. Dükkana da giriyordu …
Ay: Mayıs 2019
02.05.2019
Bir orman cini misali, ağaçtan ağaca, kayadan toprağa, dereden tepeye sekmeyi; bir kuş gibi göklerde uçmayı severdi geceleri. Bazen de gündüzleri… Bir kedisi vardı. Sfenks Kedisi diyorlardı cinsine. Tüyleri kadife gibiydi ve daima üşürdü bunun için. Isıtıcılar ısıtmazdı onu fakat. Sadece onun vücut ısısıyla ısınırdı bu kedi. Yaralarını yalar, kan dolaşımı oluştururdu yatalak bedeninde. Rüyalarında ruhunu kurtarabilirdi bedeninin esaretinden, yatak ve yorganının yumuşak parmaklıklarından. Bir sürü insan tanımıştı. Her gece daha uzağa kaymıştı. Balta girmemiş yerlerdeki en ıssız yosunun altındaki kayaya dokunabilmişti. Oysa uyandığında… Bir gün, bir ruh gezgininden öğrendi kedisiyle konuşabileceğini. Ve konuştu. Yalvardı ona bir pençede bitirmesi için …
01.05.2019
Bir sarayın granit duvarındaki bir tek mermer blokun altındaydı o hazine haritası. Saray duvarı yıkılmazdı. Belki restore ederken… Bir şekilde restore etmeye ikna edebilirse devleti… Bir şekilde içlerine sızabilirse… Hazine onun olacaktı. Rüyasında görmüştü bunu, biliyordu, gerçekti, emindi. Saray restore edilmeye başlandı, içlerine sızdı… ama granit duvardaki tek mermer bloku bulamıyordu. Yoktu işte.