22.04.2025

Büyük evleri pek sevmem. Oysa evime neredeyse bir konak denebilir. Epey eski olmasına rağmen kimse öyle dememiş ama bunun sebebi bu evin maliklerinin böyle şeylerle uğraşmayacak kadar kendileriyle dolu olması. Diğer insanların bu evi nasıl adlandıracaklarıyla ilgileneceklerine burayı çok daha yaşanılır, daha samimi bir yer hâline getirmeyi mesele etmişler kendilerine. Öyle kullanışsız, sadece antika oluşlarıyla ilgi çekebilecek eşyalar yok burada. Evet, eşyalar antika. Oymalarla bezeli her biri; ama sağlam ve kullanışlılar.
Ben de bu insanların soyundan gelmiş olmanın dışında hiçbir bedel ödemedim bu eve sahip olabilmek için. Bu da bir bedel sayılmaz.
Böyle büyük bir evin tek varisi olarak kalmak öyle özenilecek bir şey değil bana sorarsanız. Evin her köşesinde mutluluğun, sevginin ve kalabalığın izlerinin silinmediği bir yerde insanın yalnızlığı gözüne gözüne giriyor, onu devamlı takip eden sivri bir baston misali. Tıpkı kapının arkasında duran baston gibi. Benden önce bu evin mirasçısı olup tam yüz yirmi iki yaşında hayata gözlerini yuman Güllü Nine’nin bastonu. Diğer eşyalar gibi onun da yerini değiştirmedim. Evde kendi eşyalarıma yer açtım o kadar. Zaten pek eşyam da yok. Olanları kullanıyorum. Karyolaya bir şilte, kıyafetlerim, bilgisayarım, tanımadığım birisine ileteceğim bir emanet sandık dışında bir şey getirdim mi, anımsamıyorum. Ha, bir de banyoya bir duş tertibatı kurup tuvaleti yeniledim o kadar. Alaturka tuvaletin taşlarını yükselttim. Tuvaletimi yaparken bir yere çıkmayı seviyorum. Hem daha temiz ve izole görünüyor böyle olunca, çok daha iyi.
Değil mi ki ben de bu aileye mensubum, benim de bu evde değişiklik yapmaya hakkım olacak elbet.
Artık herkes öldü ve değişiklik yapıp yapmamamı umursayacak kimsenin olmaması berbat. Zaten yaşasalar yapacağım değişiklikleri zevkle kabul edeceklerini biliyorum.
Keşke yalnız olmasaydım. Keşke kendime bir aile inşa edecek fırsatım olabilseydi!
Belki de bunu yapabilmek için önce bu evden ayrılmalı, yepyeni bir başlangıç yapmalıyım. Bu evden vazgeçmeyi düşündüğümden değil, sadece bir macera işte.
Odun toplamak gibi bir şey. Seveecek insan toplamak. Yanmak yerine çoğalmaları gibi. Ama sonuç aynı. İki durumda da ısınıyorsun.
Bunun için bahanem de hazır. Ne zamandır şu sandığı yerine ulaştırmayı bekletiyordum. Arkadaşım ödlmeden önce ona söz vermiştim ne de olsa…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir