10.06.2025

“Hepimiz kolaya kaçmayı severiz, bu bir gerçek. Yine de artık sadece kolayı sever olduk be yavrum,” demişti yaşlı kadın, o yoğun, kapkara gözlerini gözlerine sabitleyerek. Sanki kadının gözleri birer manyetik tornavidaydı da karşısındakinin deneyimsiz gözlerinin içine bir fikri vidalamaya uğraşmaktaydı. Karşısındaki gündelik düşünüp gündelik yaşayan, kendi hâlinde bir gençti. Gözleri kolay kolay vida tutmazdı. Nitekim elindeki telefona kaçamak nazarlar atmaktaydı. “Ne olmuş ki teyzeciğim? Sen de fazla yapışıyorsun geçmişe. Burcun neydi senin bu arada? Bence boğasın sen boğa.” “Ah be kuzum! İşte bak, beni hiç dinlemeden soruveriyorsun burcumu hemen. Çünkü kolaya kaçıyorsun. Beni hiç dinlemeden bir çantaya tıkmaya çalışıyorsun. Ama …

Okumaya Devam Et

29.04.2025

Orada oturmuş meditasyon yapıyordu. Boynunda da sembolü altın bir kolye vardı. Bir burç sembolü olan altın bir kolye ucunu taşıyan, kalın ve altın bir zinciri olan bir kolye. İnsanın gözü takılıyordu ister istemez. Bir anda, koskocaman bir sıcak hava balonundan taşarcasına bir öfke doldu göğsüme. Taşacak bir yeri yoktu burnumdan başka. Ağzım kapalıydı, açarsam bağıracaktım. Hiçbir şey düşünmüyor muydu gerçekten? Gerçekten mi! Yani şimdi o meditasyon yapıyordu ha! Öyle mi! Her şeyi vardı. Buna rağmen, yüzündeki huzur kapanan gözkapaklarının arkasında yanan gözlerinin aç ışığı, hâlâ doymadığını açıkça gösteriyordu. Ağzımı açmadım. Keşke açsaydım… Çünkü onun yerine ellerimdi harekete geçen. Bir elimle …

Okumaya Devam Et