22.06.2025

]Yağmur yağıyordu. Genç kızla delikanlı, yağmura aldırmadan söyleşiyorlardı. Bir saçak altına sığınmayı bile akıl edememişlerdi. Birbirlerinden ayrılamıyorlardı bir türlü. Genç adam, birazdan gidecek, genç kızı yapayalnız bırakacaktı. Genç kızın, uzun sapsarı saçları, kahverengi gözleri, bir heykeltıraşın elinden çıkmışa benzeyen çok güzel, düzgün hatları olan bir yüzü vardı. Genç adam ise, uzun boylu, kumral saçlıydı. Gök mavisi gözleri vardı. Gözlerinden onulmaz bir keder okunmaktaydı. Vedalaşmaya çok az bir süre kalmıştı çünkü. –Beni üç yıl bekle, üçüncü yılı dördüncü yıla bağlayan gece, kilise çanları on ikiyi çaldığı vakit gelmezsem benden umudunu kes, demişti genç adam. Genç kız susmuştu. Ondan asla umudunu kesmeyeceğini …

Okumaya Devam Et