30.07.2025

Mısır unu, yumurta, bir çay kaşığı karbonat, iki yemek kaşığı yoğurt, biraz tereyağı… Basit bir şeydi. Bu ekmeği yoğurmaya bile gerek yoktu. Yumurtaları biraz çırpmak yeterdi. Sıvı bir hamur olacaktı. Yağlanmış, kızdırılmış tavada uysalca şekil alacaktı. Yine de içinde başka bir şeyler de olacaktı bu basit ekmeğin. Bir şeyler işte. Sevgi kabilinden bir şeyler. Ya da inanç… Bir tür büyü… Sonra onu temiz bir beze saracaktı ki kokusunu herkes duyabilsin. Poşete asla koymazdı. Ve dışarıya çıkacak, dört aradan sonra sola dönecek, sağdaki yedinci apartmana girecekti. Hâlâ sıcacık olacaktı elindeki o yamru yumru ekmek. İki notalık çan sesini gizleyen zilin düğmesine …

Okumaya Devam Et

22.06.2025

]Yağmur yağıyordu. Genç kızla delikanlı, yağmura aldırmadan söyleşiyorlardı. Bir saçak altına sığınmayı bile akıl edememişlerdi. Birbirlerinden ayrılamıyorlardı bir türlü. Genç adam, birazdan gidecek, genç kızı yapayalnız bırakacaktı. Genç kızın, uzun sapsarı saçları, kahverengi gözleri, bir heykeltıraşın elinden çıkmışa benzeyen çok güzel, düzgün hatları olan bir yüzü vardı. Genç adam ise, uzun boylu, kumral saçlıydı. Gök mavisi gözleri vardı. Gözlerinden onulmaz bir keder okunmaktaydı. Vedalaşmaya çok az bir süre kalmıştı çünkü. –Beni üç yıl bekle, üçüncü yılı dördüncü yıla bağlayan gece, kilise çanları on ikiyi çaldığı vakit gelmezsem benden umudunu kes, demişti genç adam. Genç kız susmuştu. Ondan asla umudunu kesmeyeceğini …

Okumaya Devam Et