22.11.2023

Tiyatro sahnesinde bir tiyatro izlemekteyiz birlikte. Sessiziz doğal olarak, hiç hoşuma gitmese de. Oysa tiyatroya onu davet eden benim. Biletleri alan, oyunu seçen… Oysa bunun hiç iyi bir fikir olmadığını salonda, oyun başlama zilini işitip sustuğumuz an fark ettim. Onunla birlikteyken neden ondan uzaklaştıran bir şey yapmak istedim ki? Neden birbirimize henüz doymamışken düşüncelerimizin birbirimizinkinden uzaklaşmasına sebep olacak bir şey teklif ettim? Oyun başlıyor… Kadını başka bir kadınla, adamı koşulsuzca, belki çaresizce seven bir kadınla aldatıyor adam. İlk kadın uzaklaşmış, başka bir yere gitmişken. Belki adamdan uzak oluşu katlanamayacağı kadar zor geldiğinden, belki de basitçe macera aradığından. Acaba yanımdakinin aklına …

Okumaya Devam Et

16.11.2023

Güzel kokan, güzel giyinen bir adam geçiyor karşısından. Yanında iki tane cins köpek… Köpeklerin bacakları Arap Atı gibi mübarek. Adamın elinde bir telefon var. Köpekleri dükkânın kapısının önünde bırakıyor. Benden sonra gelmiş ama bana el ediyor başlarında durmam için. Merak ettiğimden yanlarına gidiyorum. Severim köpekleri, yoksa adam emrettiği için değil. Ne güzeller öyle. Güçlü, ince, soylu… öylece duruyorlar. Köpekleri severim ama kokularını değil. O kendilerine özgü soluyuşları, havlamaları falan güzel de elimi sürdüğümde elimde kalan o kokuları yok mu… Ya da içinde köpek olan bir eve girdiğimde ortalığa hâkim olan, ne kadar temizlense gitmeyecek o ağır koku… Eğer bu adam …

Okumaya Devam Et

06.11.2023

Adım Münevver, aydın demek. Bunu her düşündüğümde şaşırırım. Nasıl kadınlara böyle bir anlam ihtiva eden bir isim koyabilmişler, hayret! Bence bu ismi çocuğuna ilk koyan kişi biraz uçukmuş, sonra bu isme sahip olan kadın ölünce onun oğlu kızının ismini koyuvermiş mecburiyetten. Annemin ismi diye. Öyle öyle yayılmış. Yoksa haşa, nasıl bir kadın aydın olabilir değil mi? Olsa olsa nur yüzlü olabilir. Babam ismimi neden Münevver koymuş bilmem. Ailesini tanımayız, kendisi de ben doğduktan birkaç ay sonra evi terk edip gitmiş. Annem neye uğradığını bilememiş. Evlendiklerinde annemin ailesine kimsesiz olduğunu söylemiş, doğru mu yanlış mı bilmem vallahi, hiçbirimiz bilmiyoruz. Annemin babası …

Okumaya Devam Et

23.09.2023

Yürüyordum. Bir adam yanıma yaklaştı. Öylesine başını eğerek selamladı beni. Elinde nasıl olmuşsa kalmış birkaç ekmek kırıntısını silker gibi. O kırıntılarını yiyemeyeceğini, dişinin kovuğuna bile gitmeyeceklerini kabul ederek ve yapacak başka bir şey bulamayarak… İşte beni de ona benzer bir dürtüyle selamlamıştı. Belki de beni bile selamlamamış, sadece düşüncelerinden birini onaylamıştı, ne bileyim. Ama ben yalnızlığıma son verebilir ümidiyle avlanmaya bile razı bir sazan gibi onunla konuşmuştum: “Bir kuaförsün ve devamlı ayaktasın. Pantolonun altında kocaman, tombul varisleri hissedebiliyorum. Ayaklarının sızısını… Ve dilinin konuşmaktan kuruyup kaşınışını… Ellerin iş görmekten memnun ama ayakların hiç değil. Başkası için çalışıyor olmasan ve kurallar olmasa …

Okumaya Devam Et

01.08.2023

Birinci Bölüm İkinci Bölüm Üçüncü Bölüm Dördüncü Bölüm Evvet! Şimdi de sıra yüzüklü adamda. Birkaç defa yanından geçecek ve gözlerimi ondan alamıyormuşum gibi yapacağım ve bu şüphesiz işe yarayacak. Buna eminim çünkü bu tipler daima kendilerini çok seven insanlar olurlar. Kendisini seven birisi onu seveni sever, iyice düşünülürse mantığım anlaşılacaktır. Onu beğenmekte haksız da değilim. Son derece etkileyici bir tarzı var. Bir de romantik adam gibi her şeyi ağırdan almayacağını biliyor. Gereksiz enerji ve zamanına değmeyeceğimi düşünecek. Bu benim için hiç sorun değil. Zaten birkaç seks seansından sonra canım sıkılacak. Bu tipler pek yaratıcı sayılmıyorlar da. Yine de heyecan vericiler. …

Okumaya Devam Et

26.07.2023

Birinci Bölüm Adamın yanına yaklaşıyorum. Tabii ki yüzüklünün değil, şu romantik olan herifin. Tek başına duruyor. Cebinden bir kep kitabı çıkarsa şaşmam. Her iddiasına girerim öyle yapmak istiyor. “Şu an tam sizin hissettiğiniz  gibi hissediyorum biliyor musunuz?” “Kalabalıklar içinde yalnız olduğunuzu mu? Sanmam. Siz bu ortama gayet uyuyorsunuz bence. Hatta belki böyle yerler için yaratılmış bile olabilirsiniz.” “Çok ön yargılısınız beyefendi. Evet, öyle göründüğüm doğrudur, hatta bundan gurur duyduğum da bir gerçek. Bu, benim mükemmel bir kamuflaj ustası olduğumu gösterir. Tüm hayatımı iyi gizlenebilmek için harcadım çünkü.” “Neden?” “Neden mi? Bunu gerçekten bana soruyor musunuz? Hadi canım? Siz istediğinizce ufka …

Okumaya Devam Et

25.07.2023

Burası epey kalabalıkmış. Şu tiplere bakın, benden güzel olan sadece bir kadın varmış. O da almış alacağını, şu göbekli herife takmış kancayı. Yani meydan boş. Adamlar pek yakışıklı değilmiş, olsun daha iyi. Şu erkeksi, köşeli suratlı adama bak… Aha, parmağında köşeli bir yüzük varmış. Erkek mi bu be. Ama bir vurdu mu iz bırakır. Of! İçim gıcıklandı vallahi. Aman… Yok be. Böyle tipler evlendikten sonra işe yararlar. Heyecan için… Onun arkasında şu cılız kadınla konuşan adam da fena değilmiş, ceketi üzerine tam uyuyormuş. Ama ben olsam öyle ceket giymezdim, göbeğinde daralıyor, vatkası da epey belli ediyor kendisini. Sarkık vücudunu daha …

Okumaya Devam Et

04.06.2023

Keyifsizim. Fazlasıyla keyifsizim. Şöyle bir şey olsa da bu mutsuzluğumu unuttursa keşke. Keşke… Her sabah şarkı söyleyerek başlardım güne, artık yapmıyorum böyle şeyler. Yürürken tanıdık görünen herkese en azından baş sallardım, şimdi öylece geçip gidiyorum. Yok, tadım hiç yok. Bir adam yanıma yaklaşıyor bir sabah. İşe gitmem gerek ama acele etmiyorum. Geç kalmamın önemli olmamasından değil, elbette önemli. Saatin henüz erken oluşundan… “Merhaba,” diyor adam. Biraz çekiniyor. “Bu sizden düştü galiba.” Bir dosya kâğıdı uzatıyor. “Yok,” diyorum. “Çantamda dosya kâğıdı tutmam.” “Aslında şey… Bu benimdi. Sadece bahane bulup size göstermek istedim. Ama yapamadım işte.” “O ne ki?” “Bir karikatür. Gülersiniz …

Okumaya Devam Et

23.05.2023

“Bu kez ne oldu?” “Bilmiyor musun? Anımsamıyor musun?” “Ne oldu?” “Seni çağırıyorlar.” “Kimler?” “Of, sırtıma bin de gidelim işte.” Birilerinin beni çağırmalarından hoşlanmıyordum. Hem de tam uykumun derinlerine demir atmak için kolumu kaldırmışken. Boynuma baktım, yoktu. Tabii ki olmayacaktı. Boynumdan çıkmış, kanlı canlı bir at olmuştu. Bir tek boynuzu ve kanatları olan, mitolojilerdeki atların melezi olan bir at. Onu yıllar önce bir pasajdaki bir gümüşçüden almıştım. Alelade bir yerdi işte. Sonra yıllarca hiçbir şey olmadı. Ta ki böyle bir davete kadar. O zaman da böyle ete kemiğe bürünmüştü. Boynuzuyla bana dokunana kadar anlamamıştım bile. Kahve içerek şu an hatırlamadığım şeyler …

Okumaya Devam Et