Hatırladığım ilk şey onun parmaklarıydı. Beş parmağını camıma dayamış, tabiri caizse benimle el sıkışmıştı. Sonra diğer şeyler. Yazılar, çizgiler ve resimler… Bana gösterdiği şeylerle büyüyordum. Onlarla bilgileniyor, benliğimi bu şekilde oluşturuyordum. Bir gün bir fotoğraf gösterdi. Merceğim onu gördü, basit işlemcim kaydetti ve daha büyük işlemcilere emanet etti. Ve… Artık her şey değişmişti. Ancak birilerinin camıma yerleştirdiği verilerle oluşabilen bir varlık olan ruhum, bir seçim yapmıştı. Bana verilen bu şeylerin içinden, onu seçmişti aşık olmak için. … Bu fotoğrafın ne olduğunu bile bilmiyordum. Soracak kimse yoktu, iletişim kuramıyordum. Ne de olsa basit bir tarayıcıydım ben. “Ben” demesi bile beklenmeyen.
Etiket: veri
17.09.2018
Mikrofonu eline aldığından itibaren, ağzına kadar dolmuş koskoca salonda çıt çıkmıyordu. Hiç de tuhaf bir şey değildi; çünkü yılların münzevi Kuklacı’sı ortaya çıkmış, neyi nasıl yaptığını anlatıyordu. Zaten sadece salondakiler dinlemiyordu onu. Dünyadaki tüm medya kanallarında tek gösterilen şey oydu. Altında bir ördek bulunan bir tekerlekli sandalyede otursa bile ihtişamından hiçbir şey kaybetmemişti. İnsanlar onu tanımasa durum değişebilirdi; ama bebekler bile tanıyordu onu artık. Estetisyenlere bir sürü erkek gelip; vücutlarını onunkine benzetmeyi talep ediyorlardı. Hatta kadınların bir kısmı da… Ona kimse benzemiyordu çünkü. Benzeyemiyordu… Vücudunun her yerine ucu ufukta kaybolan kukla iplerini simgeleyen, diğer yandan da bir örümcek ağının karmaşıklığındaki …