O gün, genç adam garip bir rüya esintisiyle kalkmıştı yatağından. Üzerini giyinirken, rüyasını hatırlamaya çalışıyordu hala. Güzel bir rüyaydı. Bunu, sabah kalktığında içinin ıpılık olmasından anlıyordu. Ama nasıl bir rüya görmüştü acaba? Merak ediyordu. İçini böylesine ıışıtan bir rüyayı daha önce hiç görmemişti genç adam. Çabuk olmalıydı ama. İşine yetişmeliydi çünkü. Üzerini giyinmeyi bitirmişti. Şimdi sıra kahvaltı etmekteydi. Kahvaltısı, sıcak bir bardak tarçınlı sütlü kakaoydu. Onu içtikten sonra, işine gitmek üzere yalnız yaşadığı evinden çıktı. İşine yürüyerek gidiyordu. O’nun tek lüksüydü bu. Bir vergi dairesinde memur olarak çalışıyordu. Erkenden uyanır, işine yürüyerek, bazen de geç uyandığı için koşarak gider, işini …
Etiket: #zihin
02.11.2022
“Boşluk kadar yoğun, dolu ne vardır şu dünyada!” Bunu söyleyen kızın sesi o kadar titriyordu ki, yaşadığı heyecanla mı bu kadar titrediği; yoksa ezelden böyle bir kusuru mu olduğunu merak etmiştim. Bu kadar mutlu olmak kusurlu olmak demekti, kimse kusura bakmasın. Kesin beyninin bir tarafı bozuktu. Bu kız üzülünce de çok fena oluyordur! HAH! İşte bununla teselli olabilirim değil mi? Hem söylediklerinden de belliydi kusurlu bir zihni olduğu. Boşluk boşluktu işte ve boştu.