Mısır unu, yumurta, bir çay kaşığı karbonat, iki yemek kaşığı yoğurt, biraz tereyağı… Basit bir şeydi. Bu ekmeği yoğurmaya bile gerek yoktu. Yumurtaları biraz çırpmak yeterdi. Sıvı bir hamur olacaktı. Yağlanmış, kızdırılmış tavada uysalca şekil alacaktı. Yine de içinde başka bir şeyler de olacaktı bu basit ekmeğin. Bir şeyler işte. Sevgi kabilinden bir şeyler. Ya da inanç… Bir tür büyü… Sonra onu temiz bir beze saracaktı ki kokusunu herkes duyabilsin. Poşete asla koymazdı. Ve dışarıya çıkacak, dört aradan sonra sola dönecek, sağdaki yedinci apartmana girecekti. Hâlâ sıcacık olacaktı elindeki o yamru yumru ekmek. İki notalık çan sesini gizleyen zilin düğmesine …
Etiket: #kapı
15.06.2025
O gün, genç adam garip bir rüya esintisiyle kalkmıştı yatağından. Üzerini giyinirken, rüyasını hatırlamaya çalışıyordu hala. Güzel bir rüyaydı. Bunu, sabah kalktığında içinin ıpılık olmasından anlıyordu. Ama nasıl bir rüya görmüştü acaba? Merak ediyordu. İçini böylesine ıışıtan bir rüyayı daha önce hiç görmemişti genç adam. Çabuk olmalıydı ama. İşine yetişmeliydi çünkü. Üzerini giyinmeyi bitirmişti. Şimdi sıra kahvaltı etmekteydi. Kahvaltısı, sıcak bir bardak tarçınlı sütlü kakaoydu. Onu içtikten sonra, işine gitmek üzere yalnız yaşadığı evinden çıktı. İşine yürüyerek gidiyordu. O’nun tek lüksüydü bu. Bir vergi dairesinde memur olarak çalışıyordu. Erkenden uyanır, işine yürüyerek, bazen de geç uyandığı için koşarak gider, işini …
06.05.2025
Kendisinin ne kadar muhteşem olduğunu duymak isterdi. Bunu her hâlinden anlayabilirdiniz. Öyle iyi bir gözlemci olmanıza gerek yoktu yani. Bu da onu itici bir insan yapıyordu. Oysa iyi bir insandı. Gerçekten öyleydi. Sadece… Sinir bozucuydu işte. Yanındaki masada, onunla aynı işi yapan, sözde iş arkadaşının kendisini sevmediğini biliyor, her sabah onu sevmeyen birisiyle çalışma fikrinden nefret ediyordu. Kalkar kalkmaz içindeki umutsuzluk da uyanıyordu. Sonra, birlikte mutfağa gidiyorlar, göz göze gelmeden kahvaltı hazırlayıp dünden hazırladığı yemeği öğle için paketliyorlardı. Yani o bunları yaparken umutsuzluğu da arkasında, tam dibinde duruyor, geriye doğru attığı her adımda ona çarpmamak için gövdesini kısmasına sebep oluyordu. …
03.10.2023
Kapımın önüne serdiğim paspasın üzerinde ayakkabılarımı giyerken düşünüyordum, şimdi ne yapacaktım? Hâlâ yeterince ikna edici bir mazeret bulamamıştım. Evde ne kahve ne de çay vardı, bir lokma yemek bile yoktu dolapta. Sadece birer kavanoz nohut ve pirinç… Salçam soğanım bile yoktu. Açtım, ölümüne açtım. Açlık yetmiyormuş gibi stresten de yanıyordu midem. Apartmanın ağır kapısını çekecek gücüm bile yoktu. İki hamlede, hamlelerimin arasında duvara dayanarak çektim, arasından geçmek için bile kuvvetim kalmamıştı. Çıktıktan sonra kapıdan anca kaçabilmiştim. Sırtıma kapanan kapıdan kovulmuş gibi hissedecek kadar alınganlaşmış, sertçe çarpan kapının sesine dayanamayacak kadar tahammülsüzleşmiştim. Kulak zarlarım bile incelmiş olabilirdi açlıktan. En yakın yemek …
17.06.2023
Çantasından anahtarını çıkarttı ve eli titreyerek kapıyı açtı. Adeta anahtar onu evine kavuşturmak için sabırsızlanıyordu. Tanıdık ses eşliğinde açılan kapıdan anahtarı çıkarttı. Anahtar hemencecik delikten çıkmıştı. Şimdiden başka bir kavuşmayı arzu ediyordu sanki. Çantaya girdiğine üzülmüyordu. Ayaklarını paspasa koyarak içeri girdi. Ayakkabılarını orada bırakarak çıkarttı ve vakit geçirmeden onları yerlerine, ayakkabılığa benzer küçük rafa koydu. İki raflı mobilyanın üst rafından terliğini alıp ayaklarına giydi. Kapıyı yumuşakça kapattı sonra. Artık sığınağındaydı. Şarkı söylemeye başladı. Ve konuşmaya. Yaşadıklarını evinin değişen havasıyla, onu gördüğünde gerinen ve hafifçe yumuşayan duvarlarıyla paylaşmaya başladı. Etrafında insan olmadığından değildi. Epey arkadaşı vardı. Yine de evi özeldi. Ona …
21.07.2020
Büyük bir olay olmadan önce şu kapı kapanmalıydı. En azılı suçluların kapatıldığı hapishanenin kapısı, bir sabah yok olmuştu. Menteşelerine kadar çalınmıştı. Bunu fark eden gardiyanlar ve polisler kapının önünde bekliyorlardı. Sonra halk oraya akın etmeye başladı. Suçluları linç etmek istiyorlardı. Aklı evvel bir gazetecinin haberinden öğrenmişlerdi kapının yok olduğunu ve adaleti sağlamaya geliyorlardı güya. Suçlular ise bir yerlere sinmişti, bekliyorlardı. Dünya değişmişti onlar için artık. Hapishane bir tür sığınak olmuştu. Belki yarın öbür gün, kapı yerine gelirse… Kalabalık yüzünden yeni bir kapı bile yapılamıyordu. Her şey unutulana kadar böyle bekleyeceklerdi. Oysa unutulmuyordu. Her geçen gün kalabalık artıyordu. Çaresizlik insanları kendisine …
16.05.2020
Dirseklerine kadar kıvırdığı incecik olmasına rağmen son derece kaliteli gömleğinin yakasında parlayan göz kamaştırıcı broşu düzeltti. Bu broş onun anahtarı olacaktı hep istediği o özel kursa gidebilmesi için. ‘Kurs’ deyip geçmemek gerekiyordu. Söylenenlere bakılırsa, bir okulda öğrenilecek şeyler sadece komik kalırdı bu kursta öğrenilenlerle karşılaştırıldığında. İşte o da artık bu kursa gidecekti. Bunu hak etmişti. Bir sürü fedakârlıkta bulunmuştu bunun için. Bu gömlek ve aynı kumaştan yapılma pantolonu da üniformaydı. İşte o cam kapı… Broşunu kapının tokmağına dayadığı an basit bir tık sesiyle kapı açılarak ona geçit verdi. İçeride, kantinde pişen tost kokusu burnuna geldiği an yaptığı tüm fedakârlıklardan pişman …