04.12.2017

Defterini açtı ve karşısındaki adamı çizmeye başladı. Bir kafede çay içerken fark etmişti onu. Şapkasını başından çıkarmadan; ciddi ciddi kakaolu sütünü içiyordu. Bir yandan da bilgisayarında bir şeylere bakıyor, kimi zaman bir şeyler yazıyordu. Bunları yaparken yüzünde hiçbir ifade değişmiyordu. Yarı dalgın, odaklanmış, çevresiyle ilgilenmez bir havası vardı.
Hayatında ilk kez bir adama bu kadar ani bir ilgi duymuştu. Kelimenin tam anlamıyla çarpılmıştı işte. Resim yapmaktan pek anlamazdı ama adamla bir daha görüşemeyeceklerine göre onu bir yerde saklama ihtiyacını duymuştu. Resim yapmakla o kadar ilgisizdi ki, toplantılarda dalgın dalgın bir çöp adam bile karaladığını hatırlamıyordu.
Karakalem bir resme göre, resimle hiçbir alakası olmayan bir insana göre, çok çok iyi çiziyordu. Adamın tüm ifadesi, yüzündeki gölgeler kağıda yansımıştı.
Hatta resme baktığında adamın farklı ifadelerini dahi görebilir olmuştu insan. Canlı bir resimdi sanki.
İşine o kadar odaklanmıştı ki, kendisine bakıp resmini yapan kişiyi fark etmemişti bile.
Son bir göz atıp resmi rulo yapıp düzgünce çantasına koyduktan sonra hesabı ödeyip kalktı. Almayı çok istediği oyuncak bebeğe bakıp bakıp duran çocuklar gibi arkasına baka baka oradan ayrıldı. Aksini de düşünemezdi zaten.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir