11.04.2019

Ne yapacağını bilmemeyi bilmediğini, hiç deneyimlemediğini fark etti. Her zaman çok kolayca karar verebilen birisi olarak tanımlardı kendisini. Oysa şimdi, durumun bazen değişebildiğini idrak etmesine yol açan bir şey olmuştu. Birisi çıkmıştı karşısına. Hem gördüğünde heyecanlandığı hem de zerrece güvenmediği. Hem bir eşyasını, bir anısını bıraktığını zannedecek kadar tanıdık geliyordu hem de Plüton kadar bilinmedik… Hem çocukluğundaki müşfik bir eli özlediği kadar özlüyordu onu hem de gitmesini, etkisinden kurtulmayı istiyordu. İşte, ne yapacağını bilmiyordu. Diğer ihtimalleri zihninde biriktirerek; heyecanlanmayı, aşinalığı, özlemeyi tercih etti. Diğer ihtimalleri unutmaması gerektiğini; aksi taktirde at gözlüğü takmış bir at kadar düz yürüyeceğini, çıkmaza geldiğinde de …

Okumaya Devam Et

14.06.2018

Erkenden uyanmak benim için oldukça normaldi. Güneşin doğması, uyanmam için yeterliydi. Oysa o gün öğleye doğru uyanmıştım ve bir gün öncesi hakkında en ufak bir şey hatırlamaz bir halde bulmuştum kendimi. Bir gözlük takmaktaydım ki hayatımda başka birisinin gözlüğünü şaka yolu gözüme takmak dışında kullandığım vaki değildi, elime de bir not kağıdı yapıştırılmıştı etiket gibi. Kağıdın üzerinde de kıvrımlı harflerle; “Gözlüğü çıkartma,” yazılıydı. Neden çıkartmayacaktım, onu yazmıyordu. Böyle şeylerden nefret ederdim oldum olası. uyarının nedenini söylemezlerse çoğu kez dinlemezdim; ama bu kez, içimden bir ses, gözlüğü çıkartmamamı söylüyordu. Ve benim nedenini anlamadan dinlediğim tek şey içimdeki sesti. Telefona baktım. Gerçekten …

Okumaya Devam Et