Mısır unu, yumurta, bir çay kaşığı karbonat, iki yemek kaşığı yoğurt, biraz tereyağı… Basit bir şeydi. Bu ekmeği yoğurmaya bile gerek yoktu. Yumurtaları biraz çırpmak yeterdi. Sıvı bir hamur olacaktı. Yağlanmış, kızdırılmış tavada uysalca şekil alacaktı. Yine de içinde başka bir şeyler de olacaktı bu basit ekmeğin. Bir şeyler işte. Sevgi kabilinden bir şeyler. Ya da inanç… Bir tür büyü… Sonra onu temiz bir beze saracaktı ki kokusunu herkes duyabilsin. Poşete asla koymazdı. Ve dışarıya çıkacak, dört aradan sonra sola dönecek, sağdaki yedinci apartmana girecekti. Hâlâ sıcacık olacaktı elindeki o yamru yumru ekmek. İki notalık çan sesini gizleyen zilin düğmesine …