15.05.2019

Kalkar kalkmaz kendime kete yapmaya koyuldum. Hemencecik hamuru hazırlayıp mayalanmaya bırakacak, ardından diğer işlerimi yarım saat içinde halledecek ve hamuru açıp müstakbel ketemi pişirmeye başlayacaktım. Bugün boş günümdü. Aslında kendi kendimin patronuydum ve ne zaman istersem o zaman boştum; ama ben disiplinli bir patrondum. Pazartesi günlerini tatil ilan eden bir patron… Eh, tatilde elime süpürge alıp temizlik yapmayacaktım tabii. Kete başkaydı. O benim zevkimdi. Yumuşak hamurun mayayla kabarmasından onu ellerimle açmaya, fırında piştiğindeki kokusunu solumaktan afiyetle yemeye kadar her aşamasını seviyordum. Kete babamın hatırasıydı. Amerikan filmlerindeki gibi gülen krepler yerine, dümdüz açılmış keteler yapardı bana rahmetli babam. Yusyuvarlak olurdu her …

Okumaya Devam Et

27.11.2017

Bir çalı süpürgesiyle tüm gün boyunca ortalığı süpürürdü. Süpürgenin o karakteristik sesi… O ses için, o sesi daima duymak için her şeyden feragat edebilirdi. Ediyordu da… Aklından, sağlığından, normalliğinden… Süpürgenin sesi ona uçtuğunda rüzgarın çıkarttığı sesi çağrıştırırdı. Süpürgeyle uçtuğunu hayal eder, bir sürü gidecek yer bulup süpürgenin çıkardığı ses eşliğinde hayallediği yerleri canlandırırdı zihninde. Bazen çocuklara anlatırdı fondaki süpürge sesiyle. Neler kurmazdı ki! Türlü şekil ve kılığa girmekte özgür cinlerin cirit attığı, ejderhaların birbirlerine alev fırlatıp bu alevlerle top oynadıkları, şeytanların birbirlerine benzer ruhları sıralayarak okey oynadıkları, cücelerin prensesle kutu kutu pense oynadıkları, kurşun askerlerin kurşun diye kendilerini birbirlerine attıkları, …

Okumaya Devam Et