08.09.2025

Bir sürü insanın gelip geçtiği bir sokakta, yüksek bir binanın dibinde, olduğundan çok daha küçük görünerek dikiliyor. Omuzları düşük olsa da başı havada. Burun kanatları açık, bir koku arıyor. Bulamayacağını bilse de aramaktan vazgeçmemek kendisine çektirdiği en büyük işkence olsa gerek. Pes etmiş, Hep olduğu gibi… Kimsenin duyamayacağı, incecik bir uluma koyuveriyor havaya. Yanından geçen bir yabancı o tiz, umutsuz ulumayı duyuyor ve ona deli olduğunu düşünerek bakıyor. Oysa onun umursadığı yok. Bir yabancıyı neden umursasın ki? Yine de yoldaşsız geçen onca yıldan sonra, artık alıştığını umsa da bir yoldaş bulamamak fazlasıyla umurunda. Her şeye rağmen ve nasıl oluyorsa mutlu. …

Okumaya Devam Et

06.03.2019

Küçücük bir çocukken; bir matematik problemi karşısında küçücük ve tek başıma kalmışken duymuştum sesini ilk defa. Minicik bir sesle: “Merhaba,” demişti bana. “Eğer problemi çözersen gösteririm sana kendimi.” Kızmıştım. Herkes bir şey için bir karşılık mı isteyecekti hayatımda? Herkes mi? Bu minicik ses bile mi? Hem neden onu görmek isteyecektim ki? Problemi çözmedim. İnadına… Çözmeyecektim! Buna rağmen göstermişti kendisini ama iyi bir başlangıç yapmamıştık arkadaşlığımıza. Yine de anlaşabilmemiz uzun sürmemişti. Birbirimizden bir şey karşılığında bir şey istememeyi öğretmiştim ona. O da bana… bir sürü şey öğretmişti. Pratikliği, mutlu olmayı, ölümsüzlüğün nasıl bir şey olabileceğini hayal etmeyi… Asla anlayamayacağım bir şey …

Okumaya Devam Et