08.09.2025

Bir sürü insanın gelip geçtiği bir sokakta, yüksek bir binanın dibinde, olduğundan çok daha küçük görünerek dikiliyor. Omuzları düşük olsa da başı havada. Burun kanatları açık, bir koku arıyor. Bulamayacağını bilse de aramaktan vazgeçmemek kendisine çektirdiği en büyük işkence olsa gerek. Pes etmiş, Hep olduğu gibi… Kimsenin duyamayacağı, incecik bir uluma koyuveriyor havaya. Yanından geçen bir yabancı o tiz, umutsuz ulumayı duyuyor ve ona deli olduğunu düşünerek bakıyor. Oysa onun umursadığı yok. Bir yabancıyı neden umursasın ki? Yine de yoldaşsız geçen onca yıldan sonra, artık alıştığını umsa da bir yoldaş bulamamak fazlasıyla umurunda. Her şeye rağmen ve nasıl oluyorsa mutlu. …

Okumaya Devam Et

23.07.2025

Bir ara sokakta hançeresinin var gücüyle şarkı söylüyordu orta yaşlarını sürmekte olup pek yakışıklı sayılmayan adam. Sesi yaşının pürüzünü taşısa da inancının pürüzsüzlüğündeydi çoğu zaman. Bazı notalarda uhrevileşiyordu. Çöp kokan bir sokakta olduğunuzu tamamen unutuyordunuz onu dinlerken. Bazen de üç defa ölmüş kadar acı çekiyordunuz. Saçlarınız, bu şarkının biriktirdiği gamla, değirmende ağarmadığınızı kanıtlamak istercesine başınızda kıvranıyordu. Adamın bir dili yoktu. Sadece söylüyordu. Seslendirdiği her harf yaşamın kendisinden devşirilmişti. İcat edilmiş ya da öğrenilmiş bir dille ilgisi bile yoktu. Sonra emekleyerek; o çöp kokulu, sokağa yabancı olmayan özenle giydirilse de hırpani bir bebek gelip adamın ayakları önünde durdu. O da başladı …

Okumaya Devam Et

09.05.2025

Açım. Param var ama paramı verip yemek almaya kalksam bana yemek satmazlar, biliyorum. Yemek almak için birkaç kilometre yürümem gerekecek ama hiç hâlim yok. Dinlenmek için şuracığa otursam olmaz. Çok tehlikeli. Hareket etmek en iyisi. Hareketli olursam bir de sessiz ve kimselere görünmemeye çalışarak yürürsem atlatırım belki. Ama hiç gücüm yok ki. Buraya gelmesem her şey çok daha kolay olurdu. Ama işim burada. Tabii ki dehlizlerde, kimsenin beni göremeyeceği bir yerde. Yani varlığımın beklendiği bir yerde çalışıyorum ama işime gidip gelmek o kadar zor ki… Keşke tünel kazsalar. Seçim vaatlerinde o da var. Belki bu kadar korkmadan işten eve gidebileceğim …

Okumaya Devam Et

15.11.2023

Eski tarz bir mimardım ben. Hem mimar, hem müteahhit, hem de bir inşaat işçisi. Bundan zerre kadar utandığım ya da böyle olabildiğim için kibirlendiğim yoktu. Aslında bir zamanlar kibirlendiğim doğruydu; ama işimi yapmanın zevki diğer tüm duygularımı önemsizleştirmişti. Baba mesleğim müteahhitlikti. Babam yaşamı boyunca çok fazla risk almış, neredeyse hep kazanmıştı. Kaybetse bile çok az şey kaybettiğinden, bir servetin müstakbel sahibi olarak doğmuştum. İnşaatlarda büyüdüğümden mimar olma fikri neredeyse doğuştandı. En çok eski mimarlara özenirdim; çünkü onların gerçekten işin başında olmaları işlerini daha iyi yapmalarını sağlıyordu. Ürünlerinden anlayabilirdiniz bu gerçeği. Kendi kendime söz vermiştim. Ben de böyle bir mimar olacaktım. …

Okumaya Devam Et

19.06.2020

Yaşlı olsam da sokaklarda yaşayan bir köpeğe göre son derece genç göründüğümü söyleyebilirim. Bunun nedeni biraz kendi seçimlerim, biraz genetik mirasım, biraz da şansım… İnşaatta çalışanların, hamalların ve buna benzeyen teriyle hayatta kalan insanların ellerini yaladığımdan da olabilir. Yapabildiğim kadarıyla kuşları ve sağlıklı hayvanları öldürerek yaşadığımdan da… Biliyorum, şimdi kesin soracaksınız kendi kendinize. El yalamakla, hayvan öldürmekle genç görünmenin nasıl bir ilişkisi var? Tuz dostlarım… Cevap tuz… İnsanlar bizleri akıllarıyla evcilleştirdiklerini zannederler. Onların ellerini yalamamız bir nevi yaltaklanmanın, sevginin gereğidir onlara göre. Bu şekilde inanmak isterler. Oysa asıl sebep tuzdur… Gerçek, sağlıklı tuz… Bizler terlemeyiz. Kendi terimizi yalayamayız böylece. Ya …

Okumaya Devam Et

27.04.2020

Sokaklar… Sokaklar insan yapımı olsa da güzel. Gerçi onları güzelleştiren insan yapımı olmaları değil. Tepede güneşin parlaması, rüzgarın hafifçe üflemesi bazen. Bazen sertleşmesi. Yağmurun yağması ve karın atıştırması. Nereden çıktı bu sokak güzellemesi değil mi? Belki sokakta onu görmüş olmamdır bunun sebebi. Saf bir çocuk… Ne tuhaf, adını bile bilmiyorum. Hoş pek önemi yok bunun ama… Önemli olan şey onunla karşılaşmış olmamız ve onun benden bir et dürüm istemiş olması. Benim de onun isteğini yerine getirip; kendim de çok sevdiğim bir yerden uzun bir et dürüm almış olmam. Mayonezli istemişti dürümü. Mayonezden nefret etsem de aldım. Beni ilgilendirmez gerçi, yiyen …

Okumaya Devam Et