14.09.2018

Altı yaşındaydım. Her şeyi hatırlarım ben. Zaten altı öyle yaşanılanları anımsayamayacak kadar küçük bir yaş değil. Amcam almıştı Zıpzıp’ı bana. Aldığında adı Zıpzıp değildi tabii. Beyaz, biraz mahzun görünüşlü, normal bir tavşan kadar hareketli olmayan bir tavşandı. Ama benden büyük olan kuzenim adının Zıpzıp olmasını istemişti nedense. Öyle de olmuştu. Gerçi onunla pek ilgilenmemişti. Her şeyiyle ilgilenen tek kişi oluvermiştim. Çişi çok kötü kokuyordu ama çok tatlıydı. Seviyordum Zıpzıp’ı. Bir gün, yengem ince iplikten yapılmış siyah bir güpürü dolamıştı boynuna. Çok yakışmıştı. Tüylerinin yumuşaklığıyla güpürün sertliği, ellerimin altında kontrast oluşturmuştu ve bu hoşuma gitmişti. Her gün, saatlerce Zıpzıp’ı severken güpürün …

Okumaya Devam Et

09.09.2018

Motor sesleri yükseldiği an, belki ondan da önce görünmüştü ufukta. Sesleri duyduğunda kendi halinde kahve içmekteydi. Sakindi ama beklemekten de geri durmuyordu. Neredeydi? , Nerede kalmıştı? Onu beklediğini biliyordu. Gelmesi bunu değiştirmemişti. O beklemeye devam etmişti; çünkü beklediğini bulamamıştı. O sabrı ve güveni beklemişti. Daha doğrusu, güveneceği kişiyi sabırla beklemişti; ama beklediği şey gelmeden önce, sabırsızlığına yenilemeyerek; onun yerine karar verilmesine izin vermişti ve tüm isteklerinden feragat etmişti. en azından kısa bir süreliğine. Tüm isteklerinden feragat ettiği taktirde ne olur onu bilmek için. Hiçbir şey olmamıştı. Onun ne istediğini hiç kimse bilemezdi. Ne ummuştu ki? Biraz rahatlık mı? Başkalarının onun …

Okumaya Devam Et