02.05.2025

Bir varmış bir yokmuş. Evvel Zaman içinde, kalbur saman içinde, hiçbir memlekete ait olmayan bir yerde bir tek kulübe varmış. Kulübenin etrafında uçsuz bucaksız bir orman, ormanın içinde kendi hâlinde bir gölcük varmış. İşte o kulübenin içinde, bir anayla bir kız yaşarmış. Kızın babası, ananın kocası yokmuş. Kız sorduğunda anası hep aynı şeyi anlatırmış: “Bir gün odun toplamaya gitti, eline baltayı aldı, beline urganı sardı, gidiş o gidiş. Akşam yoktu, sabah uyandığımda gördüm ki elindeki balta, belindeki urgan yerli yerindeydi ama o yoktu.” Kız babasını çok merak edermiş ama küçükmüş. Anasından başka insan görmeyerek büyümüş kızcağız. Anası her şeyi kendi …

Okumaya Devam Et

14.09.2018

Altı yaşındaydım. Her şeyi hatırlarım ben. Zaten altı öyle yaşanılanları anımsayamayacak kadar küçük bir yaş değil. Amcam almıştı Zıpzıp’ı bana. Aldığında adı Zıpzıp değildi tabii. Beyaz, biraz mahzun görünüşlü, normal bir tavşan kadar hareketli olmayan bir tavşandı. Ama benden büyük olan kuzenim adının Zıpzıp olmasını istemişti nedense. Öyle de olmuştu. Gerçi onunla pek ilgilenmemişti. Her şeyiyle ilgilenen tek kişi oluvermiştim. Çişi çok kötü kokuyordu ama çok tatlıydı. Seviyordum Zıpzıp’ı. Bir gün, yengem ince iplikten yapılmış siyah bir güpürü dolamıştı boynuna. Çok yakışmıştı. Tüylerinin yumuşaklığıyla güpürün sertliği, ellerimin altında kontrast oluşturmuştu ve bu hoşuma gitmişti. Her gün, saatlerce Zıpzıp’ı severken güpürün …

Okumaya Devam Et