Demir bir kapı… Som demir olmalı. Kolsuz, tokmaksız… Peki bu neden benim rüyalarıma giriyor? Her gün. Kazayla uyukladığımda bile, zihnimin kapalı olduğunu sezer sezmez; bir hırsız gibi, haylaz bir çocuk fırsatçılığıyla giriveriyor rüyama. Ne istiyor benden bu kapı? Ne zaman açılacak? Açılması için ne yapmam gerekecek? Rüyama her girişinde, yeterince büyük ve güçlü bir mıknatısın bu kapıyı açıp açamayacağını sorarım kendime. Tokmak yok, kilit yok… Ya vurmam, ya da bir mıknatısla çekmem gerek açılması için. Ya da beklemem… İşte en zoru da bu. Beklemek… Beklerken ne yapılır ki? Rüyaları gözetip aynı düz, pas kırmızısı şeye mi bakacağım? Acaba paslanmasını mı …
Etiket: uyku
12.11.2017
Uykusuzdu. Uykuyu özlüyor, ondan korkuyordu. Bu iki duygunun arasına sıkışmış vücudu ters yöne giden iki devenin arasındaymışçasına geriliyor, acı çekiyordu. Develer birbirlerinden ayrıldıkça ayrılıyor ama vücudu bir türlü kopmuyordu. Dolayısıyla develer de bir türlü rahatlayamıyor, yollarına gidemiyorlardı. Bunun için de biteviye böğürüyor, ağızlarından salyalar fışkırtıyor, vücudunu devamlı ters yönlere çekiyorlardı. Kaç gündür bir dirhem uyumamıştı. Bazen yürürken uyuyakalsa da anında bir tümseğe ayağı çarpıyor ve uyanıyordu. Uzun yürüyüşler yapmaktan da geri durmuyordu. Her an bir arabanın çarpma tehlikesi olsa da uykusuzken çok dikkatsiz oluyordu insan. Ne var ki, o bunu hiç umursamıyordu. Yine bu yürüyüşlerinden birinde, dümdüz bir yolda uyuyakalmıştı. …