01.01.2026

Yorgundu. Uyuyacak hâli bile yoktu. Üstelik durumu da uyumak için pek müsait sayılmazdı. Buna rağmen vücudu alacağını azar azar, ufak miktarlarda şekerlemelerle alıyordu. Kağıt uykuları bozdurmak için bakkal ona bozuk para yerine şekerleme veriyordu. Ama onlar şekerleme gibi değil de demir ağırlıklar gibi düşüyordu bedenine birer birer. Uyumanın bile acı vereceği bir tür yorgunluğu daha önce yaşamış mıydı, hatırlayamıyordu. Şekerlemeleri bozdururken uyandığı anlarda kendi lisanını duyuyordu. Her şeyden çok sevse de acı bir gerçeği haber veren lisanını… Ve onu duymak kendisine acı geliyor, onu yabancılıyordu. Artık yabancı bir şey ona daha tanıdık gelir olmuştu. Kendisine, benliğine, diline… ihanet mi ediyordu? …

Okumaya Devam Et

05.06.2025

Yorgundu, çok yorgundu. Neredeyse üç gündür uyuyamamış, artık halüsinasyonlar görmeye başlamıştı. Tek düşündüğü o alelade, küçük ellerin o ucuz telefonda hareket ederken o tanıdık yüzün sükunetinin hatırasıydı. O bir şeyler anlatırken zerrece umursamayan yüzle aynı bedeni paylaşan eller, hiç umursamadan telefonda bir şeyler yapıyordu. O bir şeyler anlatmıyordu! Önemli bir şeyler anlatıyordu! Daha önce kimseye anlatmadığı… Kendi telefonuna baktı, rehberde adına dokunacaktı, vazgeçti. Umursamayan birisini aramak onu bıktırmaktan, rezil olmaktan başka hiçbir işe yaramazdı. Herkesin daima düştüğü bir yanılgıydı bu. Daha çok ararsa fark edileceklerini, umursanacaklarını zannederlerdi. Zavallılar! En azından o bunun faydasızlığının farkındaydı. Strateji kurarlardı bir kısmı da. Bazen …

Okumaya Devam Et

27.12.2022

Birinci Bölüm Normalde bu saatlerde çoğunlukla kitap okurdum ama canım istemiyordu. Bana minderinde uzanmış kısık gözleriyle bakan kediye bakmaktan başka bir şey yapmayı arzulamıyordum. Büyüktü, çok büyüktü. Yine de minderin dışına taşmamış, onu tamamen doldurmuştu. Şu basit minder, sanki onun için, pahalı kumaştan yapılma lüks bir yatak gibi görünüyordu. Ona yakışıyordu. Keyfine fazlasıyla düşkün bir hayvan tanrıya benziyordu. Eskiden bir hayvana tapmış olan insanların varlığı hiç de tuhaf gelmiyordu artık. Kendimi büyük bir bilinmez şey tarafından seçilmiş bir insan gibi hissediyordum. Aslına bakılırsa öyleydim. Evet, bir kedi bilinmez bir şey değildi. Ama o, bilinmez sebeplerle beni takip etmiş, benim evime …

Okumaya Devam Et

24.09.2019

Metalik griye boyanmış bir apartmanın bodrumundaydı stüdyosu. Genelde büro ya da muayenehane olarak kullanılan dairelerin yer aldığı bir binaydı. Giriş katında da bir kafe bulunuyordu. O da davul çalıyordu bu stüdyoda. Burayı satın almıştı. Orada burada çaldıklarından arttırarak… Aslında bir stüdyoya o kadar çok ihtiyacı yoktu. Zaten her boş saati davul çalarak geçiyordu. Kurs falan da vermiyordu. Kiralasa da olurdu; ama bir baterinin her saat erişilebilir olması gerekiyordu onun için. Zaten evi falan da yoktu; çünkü stüdyoda uyumak durumundaydı. Yani burası onun her şeyiydi. Burada uyumak zorundaydı; zira davul çalmadan mümkünatı yok uyuyamazdı. Bu düşünüldüğünde burayı satın alması çok da …

Okumaya Devam Et

22.05.2019

Hardal sarısına boyanmış bir cephesi olan bir bina… İnsanların uyuyabilmeleri için… Sadece yatabilmek için yüksek tavanlı, , piramit yataklar vardı ve bir düğmeyle açılıp kapanabiliyorlardı. Kapandıklarında hiçbir şey geçirmiyorlardı içeriye. Hava içeride uykuya hazırlanmaları için özel üretiliyor, üretilen havanın temizlenip kullanılması için dışarıdan hiçbir katkı alınmıyordu. Hayat, bu piramitlerin içinde oldukça basitti. Travmaları olan birkaç kişinin ölene dek kendi istekleriyle uyutulduğunu bile işitmiştim. İşte oraya, hayatım boyunca uyutulmak için gidiyordum.

Okumaya Devam Et

21.05.2019

Uykumun yarıda kesilmesi, hayatımda alışıldık bir durumdu. Hep aynı şeydi bunun müsebbibi. Bir kuş… Hayalet gibi flu ama güçlü bir çığlık atan, benden başka kimsenin görüp duyamadığı bir kuş… Onlarca kuşbilimciye resmini çizsem de hiçbirisinin bilemediği, fotoğrafını bir türlü çekemediğim bir hayvan… Bir kafede garson olarak çalışırken; on beş yaşlarımda görüp duymuştum onu. Uykum gelmişti ve kimse de uğramıyordu kafeye. Biraz gözlerimi dinlendirmemem için geçerli hiçbir sebebim yoktu; ama kuş ötmüş, ötmüştü. O andan sonra yaşamak zor bir zanaat oluvermişti. Aslında uyumak… Peki kuş benden ne istiyor olabilirdi? Ben kendimden ne istiyor olabilirdim?

Okumaya Devam Et

02.10.2018

Kaynar suya bir avuç biberiye attı. Uykusunu getirecekti biberiye. En azından o öyle umuyordu. … Tabii ki hiçbir şey olmamıştı. Her zamanki gibi… Denediği her şeyde olduğu gibi… Gece gündüz uyumuyor, ara sıra daldığı on beş-yirmi dakikalık uykularla yaşıyordu. Kişiliğindeki dengesizlikleri artık herkes kanıksamış olmasına rağmen o bunu değiştiremediğinden bu durumdan fazlasıyla rahatsız oluyordu. Her şeyi unutuyor, hemen hemen hiçbir şeyi kolay öğrenemiyordu. Ezan sesi gibi aniden yükselen sesleri duyduğunda ürküyor, bir müddet etkisinden kurtulamıyordu. Dükkanların önlerinden geçerken gürültülü müzikler duyarsa ya kaçmaya başlıyor; ya da oracıkta donakalıyordu. Velhasıl, uyuyamıyor ve bunun acısını şiddetle çekiyordu. Bir gün, bir fabrikanın dibinde …

Okumaya Devam Et

19.07.2018

Bir kedinin size hareket etmeyi öğretmesine izin verin. Yemeğini yemesinden itibaren, yani sonuçtan itibaren anlatmaya başlayayım ki onun aslında bir başlangıç olduğunu anlayasınız. Kedi yemeğini yer ama onu ortalıkta koşarak harcamaz. Evet oyun falan oynar ama aslında antrenmandır o. Uyur, koordinasyonunu kuvvetlendirmek, vücudunu onarmak için… Ardından, av bulma süreci başlamıştır. Belirli parametreler dahilinde bir arayıştır başlar kedi için. Dikkat edin, parametrelerden bahsediyorum. Öylesine bir arayışı kastetmiyorum. Bir av bulunmuştur… Strateji belirleme sırasıdır artık. Kedi hala hareket etmemekte, ya da asgari devinimlerle işini yürütmektedir. Vücudunun sınırlarını bilmektedir çünkü. Hesaplar yapar, atlayacağı mesafeyi, saldıracağı yeri belirler… İşte, ancak o zaman, bir tek …

Okumaya Devam Et

22.05.2018

Erkenden kalkmak için erkenden uyumak gerekirdi. Ya da hiç uyumamak… O genellikle hiç uyumamayı seçerdi. Daha doğrusu hiç uyumamak zorunda kalıp bunu seçtiğini söylerdi kendi kendisine. Hiç uyuyamayan bir insanın varlığı konusunda şüpheye düşerseniz onu izlemeniz yeterliydi. Hayatında hiç uyumamıştı ve uykusuzluk hastalığı çekenler gibi bu durumdan mustarip olduğunu hissetmemişti. Uyku onun için hiç olmamıştı. Tıpkı doğuştan hiç görmeyen birisi için hiç ışık ve karanlık kavramının olmadığı gibi. Hafızasında ya da öğrenebilme yeteneğinde de bir sorun yoktu. Halüsinasyon falan da görmüyordu hiç. Sadece uyumuyordu. Uyku hapı verildiğinde bile sadece yavaşlıyordu. Doz aşımı durumu söz konusu olmuyordu hem de. Yüz on …

Okumaya Devam Et

23.04.2018

Çelimsizdi. Yüzü bir avuç bile değildi. Gözleri hep uykusuzluktan kıpkırmızıydı. Uyuyamıyordu. Onun için uyumak ölümden de beterdi sanki. Uyuduğunda elinden bir şeyleri alınabilirdi. Ya da bir yere sürüklenir, öylece, bağlanabilir ve yavaşça, çok yavaşça işkence ile öldürülebilirdi. oysa ne kadar uykusuz da olsa, uyumadığında her an kaçabilirdi. Kaçamasa bile, en azından uykusunda yakalanmamış olurdu. O, kaçmakta ve saklanmakta ustaydı. Gündüzleriyse durum başkaydı. O zamanlar öğreniyorlardı. Kendisine işkence yapabilecek insanlarla birlikte hem de; ama gündüzler yasaklıydı. Kimse zorbalık yapamazdı. Bir okuldu burası. Sıra dışı olduğunu çoktan anladığınız bir okul… Bu okulda, çoğunlukla en çok parayı verenin belirlediği yüksek bir amaca uyması …

Okumaya Devam Et