19.03.2020

Tutkusu olan insanları severim. Tutkusuz insanlar ruhsuz bedenlere benzerken tutkulu insanlar bir kamp ateşi gibidirler. Ruhları olan bedenlerden çok daha fazladırlar. O da öyleydi. Tutkuluydu benim gibi. Yani ondan benden daha tutkulu olduğunu düşündüğüm için hoşlanmamıştım. Tutkusuyla tutkum birbirlerine benzediği için hoşlanmıştım. Daha büyük bir kamp ateşi olabilmek için birleşmek istemiştim onunla. Yaşamayı bildiği, onu benim yaptığım gibi icra ettiği için sevmiştim onu. Tutkumu söndürmeye çalışmadığı için rahat etmiştim yanında. Değiştirmek istemeyeceğim biri olduğu için… Onunla birlikteyken tutkusuz insanlarla alay etmek istiyordum. Onları ısıtacak kadar yanlarında olmak, belki içlerindeki kıvılcımı büyütmek, belki de bedenlerini tekrar doğsunlar diye alaylarımızla yakmak için… …

Okumaya Devam Et

17.02.2019

Motosikletlerin yaktığı benzin neden farklı kokar bilmem. Aslında söylemişlerdi ama hatırlamıyorum. Bana bu koku cesareti çağrıştırır. Arabalarda kullanılan benzin tuzu kuruluğu düşündürtürken motor benzini birazcık daha düşüncelidir, birazcık daha asi, birazcık daha esnektir. Ama kokusuzdur bisiklet. En iyisi odur. Sadece pabuçları eridiğinde gürültü yapar frenleri. Sadece zincir attığında takırt eder ve o, gözü karadır ama motor gibi dayılanmaz ya da araba gibi ayak sesiyle ortalığı titretmez. O sadece, ses çıkartmayan, lastik ayakkabılarıyla geçen bir işçidir. Hey hat ki, dünya yüzeyinde en çok yer kaplayan o değildir. Ben bile, bisikletin kokusundan çok motor benzininin kokusuyla anımsarım özgürlüğü. Oysa özgürlüğü çağrıştırmak bisikletin …

Okumaya Devam Et