17.05.2020

Kolumun sargısı açılıyor. Beklemiş, kanlı bir ayak gibi kokutuyor etrafı. Anti bakteriyel ilacın da katkısı var bu ayak kokusuna. Yaraya sert bir bezle bastırıyor. İfadesi yumuşak değil; sert olmasa da yumuşak değil. Keşke bunu yaparken hafifçe bile olsa gülümsese. Bağırıyorum. O kadar acımasa da bağırmak istiyorum. İnsan olduğumu kanıtlamak için.
Umurunda bile değil oysa. Belki de; fazla umursuyor. Pansumanlar bitiyor, sargı açılıyor… Bir daha gidiyorum yanına, beni anımsamıyor. Hatırladığını belli etmiyor en azından. Sorsam mı? Buna değer mi? Beni önemsediğine dair en ufak bir işaret görmememe rağmen bu ne inat böyle anlamış değilim. Ne var ki, yine de ağzımı açıp sormuş bulundum.
Koluma, üzerimden sıyırmadığım paltomun örttüğü yere bakıyor. Sağ koluma ve yaranın olduğu yere… Sonra hatırlamadığını söylüyor.
Eğer doğruyu söyleseydi bir çay ısmarlayacak ve o elimle elini yumuşakça tutacaktım. Tokalaşmak için uzattığım elimi tutup paltomun manşetini sıyırarak; yara izime dudaklarını sessizce dokunduruyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir