Çocukluğumdan beri haritaya ne zaman baksam hemen gözüm bir ada arar. Etrafında deniz olan bir yerin bir sürü avantajını her defasında kendi kendime tekrarlar ve gözüme çarpan adaları değerlendiririm. Belki oraya gidip… Bakın… bir dilenci! Aç olduğunu, parasının olmadığını söylüyor. Yok, aslında öyle bir şey söylemiyor. Bu sadece sadaka istiyor. Gerisini bizim çarpık erdemimize bırakıyor. Onu biraz daha çarpıtmak için mi? Sözde ona vereceğimiz para ya da yemek telafi edecek onun aç olmasının yanlışlığını yani! Acaba bir adada dilenci olur mu? Aradığım adada… Şu köpeğe bakın! Kadın onu seviyor ama bir şey vermedi. O yine de takip ediyor. Sürüsü nerede …
Etiket: #ada
20.05.2020
Uzak bir ülkenin ıssız bir adasında yaşayan küçük bir kız, oranın en ünlü Budha heykelinin bakımıyla görevlendirilmişti. Onun bulunduğu odanın köşesindeki bir hasır ve üzerindeki dikişsiz kumaştı tüm varlığı. Bu heykel, yağlanmazsa çatlayabilecek katman katman kabuktan yapılmıştı. Fazla yağlanınca da zayıflayıp çatlayacağından, ancak tam kararında yağlanması gerekiyordu. Tabii kızın elleriyle yaptığı özel bir yağla yağlanmalıydı. Üç yıldır hiçbir yerinde bir çatlak olmadan bakıyordu ona. Diğer insanların dokunmasını engelliyor, minyatür, ana bir aslan misali heykele kanat geriyordu. Oysa bir şeyler değişmekteydi. Her zamanki düzenle yağlamasına rağmen kurumaya başlamıştı heykel. Neredeyse çatlayacaktı ve eğer çatlarsa… yaşlı rahip onu öldürürdü. Aslında küçük kız …