Ayaklarının dibinde küçücük bir toprak kabartısı vardı. Bir cenaze… Tek başınaydı. Yanında diğer insanları istese bile kimse bulunmayacağını biliyordu. Diğer insanlar kimlerdi, onu bile bilmiyordu. Bet bir sesle okunan ezanın sesi duyuldu. Öfke birden içinden fırlayıverdi. Duyulan ezan sesin aniliği korkutmasa, öfkesini yerinde tutabilir, en azından birkaç dakika daha sakince oturtabilirdi. Oysa öfkesi, göğsünün ta ortasındaki yerinden fırlamıştı bile. Ağzını açtı, açmasa daha kötüsü olacaktı. Bir uluma koyuverdi. Uzaklardan bir sokak köpeği ulumasına karşılık verdi. Ezan susmuştu. Yani köpek ezana uluyor olamazdı. Bir daha uludu. Köpek… O… Köpek… Köpek git gide yaklaşıyordu. O uluyor, köpek uluyordu. En son yanına kadar …
Etiket: #köpek
07.05.2025
Çocukluğumdan beri haritaya ne zaman baksam hemen gözüm bir ada arar. Etrafında deniz olan bir yerin bir sürü avantajını her defasında kendi kendime tekrarlar ve gözüme çarpan adaları değerlendiririm. Belki oraya gidip… Bakın… bir dilenci! Aç olduğunu, parasının olmadığını söylüyor. Yok, aslında öyle bir şey söylemiyor. Bu sadece sadaka istiyor. Gerisini bizim çarpık erdemimize bırakıyor. Onu biraz daha çarpıtmak için mi? Sözde ona vereceğimiz para ya da yemek telafi edecek onun aç olmasının yanlışlığını yani! Acaba bir adada dilenci olur mu? Aradığım adada… Şu köpeğe bakın! Kadın onu seviyor ama bir şey vermedi. O yine de takip ediyor. Sürüsü nerede …
26.03.2025
“Seni şuracıkta bırakacak olsaydım ne yapardın?” “Bilmiyorum. Neden bırakacakmışsın ki? Bırakma beni.” “Bırak şimdi, sen ne yapardın onu söyle.” “Arabalardan geçerken sağa sola bakar öyle geçerdim. Yolu bilmiyorum ama birisine sorardım. Bana yabancılarla konuşma demiştin ama konuşurdum çünkü beni bıraktın sen.” … “Seni şuracıkta bırakacak olsaydım ne yapardın?” “Hiiiç.” “Söylesene, ne yapardın?” “Burası çok sessiz, araba yok. Ama köpekler var diye elime şu dalı alırdım. Ama benden kaçmazlar. Ben küçüğüm. Sonra beni ısırırlardı çünkü sen beni bıraktın.” … “Seni şuracıkta bırakacak olsaydım ne yapardın?” “Yanımda para var, harçlıklarımdan biriktirdim. Onunla taksiye biner eve gelirdim.” *** Aradan uzun yıllar geçmişti. Sen …
16.11.2023
Güzel kokan, güzel giyinen bir adam geçiyor karşısından. Yanında iki tane cins köpek… Köpeklerin bacakları Arap Atı gibi mübarek. Adamın elinde bir telefon var. Köpekleri dükkânın kapısının önünde bırakıyor. Benden sonra gelmiş ama bana el ediyor başlarında durmam için. Merak ettiğimden yanlarına gidiyorum. Severim köpekleri, yoksa adam emrettiği için değil. Ne güzeller öyle. Güçlü, ince, soylu… öylece duruyorlar. Köpekleri severim ama kokularını değil. O kendilerine özgü soluyuşları, havlamaları falan güzel de elimi sürdüğümde elimde kalan o kokuları yok mu… Ya da içinde köpek olan bir eve girdiğimde ortalığa hâkim olan, ne kadar temizlense gitmeyecek o ağır koku… Eğer bu adam …
19.06.2020
Yaşlı olsam da sokaklarda yaşayan bir köpeğe göre son derece genç göründüğümü söyleyebilirim. Bunun nedeni biraz kendi seçimlerim, biraz genetik mirasım, biraz da şansım… İnşaatta çalışanların, hamalların ve buna benzeyen teriyle hayatta kalan insanların ellerini yaladığımdan da olabilir. Yapabildiğim kadarıyla kuşları ve sağlıklı hayvanları öldürerek yaşadığımdan da… Biliyorum, şimdi kesin soracaksınız kendi kendinize. El yalamakla, hayvan öldürmekle genç görünmenin nasıl bir ilişkisi var? Tuz dostlarım… Cevap tuz… İnsanlar bizleri akıllarıyla evcilleştirdiklerini zannederler. Onların ellerini yalamamız bir nevi yaltaklanmanın, sevginin gereğidir onlara göre. Bu şekilde inanmak isterler. Oysa asıl sebep tuzdur… Gerçek, sağlıklı tuz… Bizler terlemeyiz. Kendi terimizi yalayamayız böylece. Ya …
23.05.2020
Bir sürü insanın, birkaç gün kaldıktan sonra aniden gittiği, birkaç insanın da gelip gidenlerin yemeklerini yapıp yataklarını düzelttiği, samimi bir evdi burası. İnsanlar buraya ‘pansiyon’ diyorlardı. Tuhaf kokulu kâğıt ve metal parçalarını ya da plastik kartları onlara verdikten sonra yerleşebiliyorlardı ancak. Ben öyle anlamıştım… Ben ise hiçbir şey vermek zorunda değildim yemek ve yatmak için. Eh, ben bir köpektim çünkü. Buranın sahipleriyle bağlı olmasam, yani onların olmasam da buranındım işte. Gelir giderdim… Canım istediğinde masaların yanlarına gidip sokulur, biraz oradan biraz buradan, bir şeyler tıkınır, onları hazmetmek için de birilerinin ayağının dibinde uzanırdım. Severdim okşanmayı. Birilerinin desem de; öyle rastgele …
14.05.2020
Birisinin sadece güzelliğini haykırmak mıdır aşk? Yoksa ona ulaşmak için harcadığın çabada mı gizlidir? Belki de ikisi ve hiçbiridir. İkisi ve hiçbiridir; çünkü aşk akışkan ve katıdır. Çünkü aşk biçim değiştirir. Görünür ve görünmezdir. Aşka ilişkin söylenecek sözcüklerin hepsi de çelişkili ve çelişkisizdir. İşte bakın, yine oldu. Belki de aşk, çelişki ve çelişkisizliğin arasındaki o kuvvet, o ivmedir. O enerjidir. Bunlar, o hayvanla karşılaştığım an aklıma gelmişti. Bir sokak köpeğiyle… Belki de; sokağa bırakılmış bir ev köpeğiydi; çünkü tertemiz ve mağrurdu. Tüyleri de bakımlıydı. Bu köpeğe bakmakla nasıl olmuştu da aklıma aşk gelmişti? Köpeğe aşık olacak halim yoktu tabii. Ben …
10.05.2020
Birbirlerini dinlemeyen, otomatik cümlelerle konuşan insanların arasında sivrilmemin, tuhaf karşılanmamın tek nedeni hiçbir şeye inanmadığımı, yani bir nihilist olduğumu söylemem olduğuna inanamıyorum bir türlü. Pek sivrildiğimi de söyleyemem; ama tuhaf karşılandığım doğru. Resmen insanlar beni bunu söylediğim için küçümsüyor yahu! İnanabiliyor musunuz? Oysa benim yaptığım tek şey, onları kendilerine yansıtmak. Nasıl olur da hiçbir şeye inanmam ben! Ben mi? Hani her sabah yediğim yumurtaların sarılarını kedilere afiyetle yemeleri için ikram eden ben… Hani tüm gün, köpek gibi çalıştıktan sonra akşamları köpekleri doyuran ben… Hafta sonlarında yaşlılarla saatlerce bulmaca çözen, defalarca dinlesem de; anılarını ayrıntılarıyla dinlemek isteyen, dişsiz gülümsemelerini çekip alıp …
04.05.2020
Bir köpek yavrusunun sesini duyduğumda balkonumda oturmaktaydım. Geceydi, ortalık sessizdi, yavrunun sesi bir röntgen kâğıdı gibi şakırdayarak rahatsız etmişti kulaklarımı. Bu sesi duyduktan sonra yerimde hiçbir şey olmamış gibi oturmak yakışık almazdı. Ben de kalktım, giyindim ve aşağı indim. Köpek annesiz olmalıydı böyle bağırdığına göre. Onu buldum. Çok zayıftı. Eve çıkarttım ve biraz süte su katıp pipetle ağzına akıtmaya çalıştım. Sütü afiyetle içmeye başladı ve sonra uyuyuverdi. O kadar amaçsızdım ki, bir an acaba sadece bu an için mi doğup bu yaşa geldiğimi sorguladım. Bu yavruyu doyurabilmek için…