13.07.2025

Gösteremediği sevginin ağırlığı bağlanmıştı ayaklarına sanki. İşte bu ağırlıkla yavaş yavaş yürüyordu. Yüzünde telaş vardı ama acele etse de adımlarını hızlandıramıyordu. İşte onun için çaresizlik de eklenmişti telaşa. Bir apartman kapısına dikilmişti gözleri. Adımları onu kapının önüne getirdiğinde bu kez gözleri belli bir zilin üzerine sabitlendi. Ama şaşkınlık da belirmişti yüzünde. Yüzü, ıslak bir bez konmadan dinlenmeye bırakılmış, acemi bir ev hanımının yoğurduğu kurumuş bir hamur gibi ifade değiştirmekte zorlanıyor, tüm ifadeler çizgilerinde kaybolmak bilmediğinden korku filmlerindeki palyaçolara benziyordu. Zilde beklediği ismi bulamamıştı anlaşılan. Diğer zillere baktı. Tanıdık bir tane vardı. Onun zilini çaldı ama umutsuzdu. Zilin sahibi o zaman …

Okumaya Devam Et

09.05.2023

Sabah hafifçe uyanmalı insan. Yüzünü yıkadı mı üzerinde olan az biraz ağırlık uçup gitmeli suyla. Oysa ben… Kimse, bizim hatun bile görmez ama ben koskoca otobüsle uyur kalkarım. İncecik kadın nasıl ezilmez otobüsün altında şaşarım. Nasıl sığar küçücük o yatağa koskoca otobüs? Kalktığımda yataktan ağır ağır kalkarım. Manevra yapmaya çalışır gibi. Tavandan sekeceğimi, evi yıkacağımı sanırım. Üzerimde bir otobüsün olduğuna, o koltukta çakılı olduğuma işte bu kadar inanırım. Bakın, mantıksızlık falan değil bu. Uydurma, hayal etme falan da değil. Nasıl anlayabilirsiniz ki? Siz mi anlayacaksınız beni? Eğer bugün o herif bana “Acele etsene be adam!” demeseydi… Belki bir on yıl …

Okumaya Devam Et

27.10.2017

Ellerine birer ağırlık aldı. Yirmi kiloluk birer çubuk ve onar kiloluk üçer yuvarlaktan oluşan ağırlıklar… Kollarını sallayarak yürümeye başladı. Yüzü büzüşmüştü, galiba üzgündü? Yürürken; bir pisi otunun üzerinde bayrak gibi dikilmiş, dalgalanan bir teleği, dengesi bozulmasın diye ağırlıkların ikisini de omuzlarına yatırarak eğilip aldı. Baş ve işaret parmakları arasında tutup alaca tüyün renklerine, her renk taneciğini taktir ederek baktıktan sonra saçlarının arasına iliştirdi. Tekrar yürümeye başladı. Mahalle arasında, taşları yer yer düşmüş bir kaldırımın üzerine başıboş bırakılmış, devamlı gülen bir oyuncak bebeği aldı ve tam kulağıyla omzu arasına sıkıştırdı. Artık her adımda bebeğin gülüşünü tekrar tekrar dinleyebilecekti. Yürümesine devam ederken; …

Okumaya Devam Et