Zeminin sürekli değiştiğini, ayağının altında devamlı hareketlenip yere düştüğünü mütemadiyen bizzat tecrübe etmese inanmazdı. Zemin o denli sağlamdı. İşte o görünüşte sağlam olan zeminde dört ayak üzerinde yürürken diğer yandan da etrafında iki ayak üzerinde yürüyen diğer insanların ayakkabılarının o normal seslerini işitiyordu. O sesler kendisini hiç normal hissettirmiyordu. Çünkü bu kaygan zemin sadece onun için öyleydi. Diğerleri için değil… Onun ayakkabıları vardı. Tüm yük onlardaydı ama zemin aniden değiştiği için elleri yara bere içindeydi. Kayaların düşmesiyle ezilen kemikleri ona daimi bir acı kaynağıydı. Keşke boks fırın eldiveni olmasa bile en azından fırın eldiveni takabilseydi ellerine. İşte! Ellerinin altındaki güvenilir …
Etiket: #dev
02.05.2025
Bir varmış bir yokmuş. Evvel Zaman içinde, kalbur saman içinde, hiçbir memlekete ait olmayan bir yerde bir tek kulübe varmış. Kulübenin etrafında uçsuz bucaksız bir orman, ormanın içinde kendi hâlinde bir gölcük varmış. İşte o kulübenin içinde, bir anayla bir kız yaşarmış. Kızın babası, ananın kocası yokmuş. Kız sorduğunda anası hep aynı şeyi anlatırmış: “Bir gün odun toplamaya gitti, eline baltayı aldı, beline urganı sardı, gidiş o gidiş. Akşam yoktu, sabah uyandığımda gördüm ki elindeki balta, belindeki urgan yerli yerindeydi ama o yoktu.” Kız babasını çok merak edermiş ama küçükmüş. Anasından başka insan görmeyerek büyümüş kızcağız. Anası her şeyi kendi …