29.06.2023

Eteklerini tutuyor. Yerde eteklerine bulaşacak bir şey görülmese de o adeta yerçekiminden, belki de gerçeğin ağırlığından koruyor eteklerini. Mutlu, çok mutlu. Hiç olmadığı kadar belki. Ham ipten dokunmuş bir kumaşı giyiyor üzerine elbise niyetine. Ama elbisenin modeli çok güzel. İnsan bilerek böyle tasarlandığını düşünüyor önce. Sonra o zayıf, neredeyse sağlıksızlıktan şeffaflaşmış yüzüne baktığında gerçek anlaşılıyor. Hem de bir balyoz gibi vuruyor insanın başına. Belki iç çamaşırları bile yoktur, o kadar yoksul görünüyor. Bu çağda bu kumaşı nereden bulmuş? Belki de… Kendi yapmıştır bir şeylerden. Ya da çuvaldır. Evet, çuvala çok benziyor elbisesinin kumaşı. Diken kişi nasıl yapmışsa yapmış, gerçek bir …

Okumaya Devam Et

21.05.2018

Eteklerimin zil çalması beni her daim mutlu etmiştir. Evet, gerçek anlamıyla küçük çanlar diktiğim etekler giymek alameti farikam olsa gerek. Benden başka hiç kimse böyle bir şey yapar mı bilmiyorum. Bu kadar gürültücü olma pahasına… Bunu ister mi herhangi biri? Eteğimde tam on sekiz çan dikili ve bu sayının artacağına dair umutlarım var. Diktiğim her bir çanın anlamı var. Ne sandınız ki? Böyle ‘saçma’ bir şeyi yapıp çanların hiçbir anlamı olmayacağını mı düşündünüz? En soldakinden başlayayım: İlk çanım bir çocuğun beni ağlarken yatıştırmasıyla geldi. Onu eteğime dikmek aklımdan bile geçmiyordu ama yaptım işte. Bir de baktım ellerim çanı bir cırtcırta …

Okumaya Devam Et