28.09.2018

Her iyi davranışımda kavanoza bir kuru fasulye atardı annem çocukken. Fasulyelerin kavanoza atılırken çıkarttığı sesi severdim. Onları yemek amacıyla biriktirmediğim belliydi. Kavanozu salladığımda duyduğum şıkırtı için biriktirirdim. ‘iyilik’ dendiğinde hep şıkır şıngır arası bir ses işitmemin nedeni buydu. Sonra, herhalde kafam soyut şeylere bastığı anda, iyi davranışlardan bahsedip onlar için fasulye almak saçma geldi bana. Davranışlarımın reklamını yapmak mıydı bu, sorgular hale gelmiştim zira. Fasulyeler atıldı, kavanoz ortadan kayboldu. Yıllar sonra; çok, çok kötü bir günde, o günün kötülüğüne inat bir espri yapıvermiştim kendiliğimden. Öyle adam akıllı espri yapabildiğim söylenemezdi. Hatta espri konusunda gereksiz derecede müşkülpesent olduğum bile söylenirdi insanlar …

Okumaya Devam Et

28.05.2018

Karıncaları her görüşünde onlara imrenirdi. Neden imrenmesindi ki? Onlar kadar birlikte hareket etmeyi sanat haline getirmiş yaratıklar var mıydı? Hiç yalnızlık krizi çekmeyecek yegane canlılardı. Aralarındaki her canlının birer görevi bulunduğundan, hayatlarında hiç anlam arayışına gerek olmayacak, bir kere bile kararsızlığa düşmeyecekti. İletişimlerini engellemediğin, onları birbirlerinden ayırmadığın sürece. Aralarından bir tanesini eline alıp kavanoza koydu. Artık içlerinden birisi, tıpkı onun gibi, yalnızlık çekip anlam arayışlarına girecekti. Tıpkı birilerinin ya da bizzat kendisinin ona yaptığını yapmış, bir karıncayı diğerlerinden ayrı tutmuştu. Oysa ne kadar kolaydı kavanozu açıp karıncayı serbest bırakmak!

Okumaya Devam Et

21.05.2018

Eteklerimin zil çalması beni her daim mutlu etmiştir. Evet, gerçek anlamıyla küçük çanlar diktiğim etekler giymek alameti farikam olsa gerek. Benden başka hiç kimse böyle bir şey yapar mı bilmiyorum. Bu kadar gürültücü olma pahasına… Bunu ister mi herhangi biri? Eteğimde tam on sekiz çan dikili ve bu sayının artacağına dair umutlarım var. Diktiğim her bir çanın anlamı var. Ne sandınız ki? Böyle ‘saçma’ bir şeyi yapıp çanların hiçbir anlamı olmayacağını mı düşündünüz? En soldakinden başlayayım: İlk çanım bir çocuğun beni ağlarken yatıştırmasıyla geldi. Onu eteğime dikmek aklımdan bile geçmiyordu ama yaptım işte. Bir de baktım ellerim çanı bir cırtcırta …

Okumaya Devam Et

06.01.2018

Her gün, elinde küçücük bir kavanoz taşırdı. Koyu camlı, orta boy bir kavanoz. İçinde ne olduğunu hep merak ederdik. Odaya geldiğinde özenle masaya koyar, sonra da montunu asardı askılığa. Dört kişi çalışırdık. Çağrı operatörüydük. İşimiz inanılmaz yoğun olurdu. O hepimizden çok çalışır, hiç yakınmazdı bizim tersimize. Zaten pek az konuşurdu. Onunla ilgili en çok merak edilen şey, kavanozun içinde ne olduğu idi. Bunun üzerine iddialara bile girilmişti. Ne var ki, kimse ne sormaya ne de gizli gizli kavanozu açmaya cesaret etmişti. Bir gün kendimi tutamayıp sordum. Başını kaldırdı ve yüzüme, söyleyeceği sırra değip değmeyeceğini tartarcasına baktı ve kavanozu açtı. ‘Bu …

Okumaya Devam Et