Gergindi. Elleri kasılmıştı. Yüzü buruşmuş, alnı kırışmıştı. Ayakları kaskatıydı. Dizleri karnına çekilmişti. Kocası kapıdan girecekti. Sonra ne olacaktı? O da bundan korkuyordu zaten. Her gün böyle oluyordu. Dişleri sıkmaktan zarar görmüş, damakları paralanmıştı. Yanından geçildiğinde kesif bir ter kokusu, daha yıkandıktan sonra havluyla kurulanmadan yapışır olmuştu yakasına. Kocası onu dövüyor muydu? Kendi pisliğini yediriyor, işkence mi yapıyordu? Aslını sorarsanız, bunların hiçbirinin yanından bile geçmeyen, halim selim, adeta işkolik bir adamdı. Ama… Kötü bir huyu vardı adamın. Her defasında farklı bir yöntemle onu küçümserdi. Bir müdürken işi bırakmak zorunda kalmıştı çünkü. Şimdi rakip şirketin müdürü olmuştu kocası. Çocuğu falan da yoktu …
Etiket: işkence
26.10.2018
İnsanları öldürür, mumyalar ve ancak o zaman konuşabilirim onlarla. Yani sizinle sevgili mumyacıklarım… Canlı insanlarla konuşamam, bunu hiç başaramadım. Eğer yapabilseydim, onları neden öldürüp mumyalamaya zahmet edecektim ki? Yani neden sizleri yaratmaya zahmet edecektim? Emin olun herbiriniz bana o kadar çok şeye mal oldunuz ki… Bu arada, canlı insanlarla uzaktan da konuşmayı denedim. Önce telefondan… Numarayı bile çeviremedim. Melodik her dıt, endişemi arttırdı ve altıncı rakamda ahizeyi kafama vurmaya başladım. Mektup… O da olmadı. Adresi yazarken kalemi dişlemeye ve gırtlağıma doğru itmeye başladım. İyi ki kusma refleksi var insanda! Eğer o olmasaydı… Bilgisayarla tanışır tanışmaz onu da denedim. Açamadım bile… …