16.12.2018

Hamama gitmekten hiç hoşlanmazdı. Zaten hiç gitmemişti. Birlikte yıkanmak çok özel bir şeyi paylaşmaktı ona göre. Bunun çıplaklıkla falan ilgisi yoktu. Bu, mahremiyetle de sanıldığı kadar ilgili değildi onun için. Rahatlamak… Tamamen bununla ilgiliydi. Bedenini dinlenmesi için bırakıp; zihniyle bilinmedik ya da çok bilindik, onun orasına tamamen anlık karar verecekti, alemlerde dolaşması için izin verecek kadar güveneceği insanlarla birlikte olmak o kadar kolay değildi onun için. Banyo yapmak zihnen, ruhen de temizlenmekti ona göre. Sabunla değil, kille temizlenmeyi severdi çoğunlukla. Sabunla temizlenecekse, kendi yaptığı sabunları kullanırdı. Yıkandığı suyu vanilya çubuklarıyla kokutmayı severdi. Yıkanmak onun için bir ritüeldi. Hakiki keçi kılından …

Okumaya Devam Et

24.10.2018

“Yalnızım! Yalnızım! Yalnızım…” Bu ümitsiz inlemeler bir uçağın kara kutusundaki kayıttan geliyordu. Nasıl olmuşsa olmuş, diğer kayıtlar silinmişti ve sadece bu dokuz uzun hece kalmıştı. Devamlı dinliyordum bu çığlıkları. Yalnız bir adam… Nesli tükenmiş bir canlı… Herkes, teker teker her birey öldüğünde nesli tükenmiş bir canlının son ferdi ölmüştür bana göre. Yoksa çok mu duygusalım? Hayır, öyle değilim, sanmıyorum. Herkes herkese göre aynı galiba. Duyguları genellendiğine göre. Bunun için kitaplar yazıldığına ve çoğu da doğru çıktığına göre öyle olsa gerek. Dördüncü dünya savaşı bitmiş, tek tük insan kalmıştı. En azından birkaç kilometreye iki üç insan düşüyordu bildiğimiz kadarıyla. İnsanlar toplanmaya …

Okumaya Devam Et

11.12.2017

Mırıldanıyordu… Daima, hayatının her anında mırıldanıyordu. Ne dediğini anlamıyordu hiç kimse ama onu yakından gözlemlediğim için ben bazen mırıltısının içinden bazı sözcükler seçebiliyordum. Gerçi seçsem ne olurdu ki? Bir cümleyi dahi oluşturmayan sözcüklerle hiçbir şey anlayamıyordum. Dolayısıyla onun yanından geçen herhangi birisinden farksızdım. Yine de ben onu önemsiyordum. Neden bilmiyordum ama bana çok kötü bir şey yaşadıktan sonra bu hâle gelmiş olduğunu düşündürüyordu hareketleri. Mesela, bazen dalıp dalıp gidişi. Gözlerinin yerli yersiz doluşu ama ağlamayışı. Sanki acıdan zihnine unutturmayı başarsa da bedenine kazınmış olan bir şey yaşamıştı. Hücreleri ağlıyordu da bu görevi gözlerine vermişlerdi ve her bir hücreden mikroskobik gözyaşları …

Okumaya Devam Et