14.04.2018

Kanepenin üzerinde oturuyorlardı. Birbirlerinden bir insan boyu uzaktaydılar. Bir hayaletin, o hayaletin dolduracağı boşluktan ne bir milim eksik, ne de bir milim fazla bir boşluktu aralarındaki.
Artık aralarında olmasa da daima düşünüldüğü için iki tarafı keskin bir kılıç gibi ruhlarını, birlikteliklerini biçiyordu boşu boşuna. Birbirlerini sevginin en gerçeğiyle sevseler de o varlık bu gerçeklikten şüphe duymalarına neden oluyordu işte.
O insana ihanet falan etmemişlerdi. Sadece onun istediği olmamıştı o kadar. Yine de; onu sevdikleri için hayal kırıklığını üstlenmişlerdi hiç düşünmeden. Oysa kendi hayal kırıklığının sorumluluğunu alamayan birisi onların sevgisini hak etmemeliydi.
Her şeye rağmen; onun payına yalnızlık düşüyordu ve bu üçüne de çok acımasız görünüyordu.
Bu durum böyle devam edemezdi ama. Üçü de mutsuz oluyordu böyle olunca. Bir aşk, kelimenin tam anlamıyla güme gidiyordu. Bir arkadaşlık da öyle. Gerçek bir arkadaşlıktı üçü arasındaki. Her şeyin gerçeğiyle kutsanmışlardı; ancak bunun değerini bilemiyorlardı; çünkü o boşluk boş kalmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir