04.12.2018

Tanıştığımızda birbirimizi anlamak için çaba sarf etmemiz gerekti. Öyle hemen sevgi böcekleri gibi sarmaş dolaş olup; birbirimiz için yaratıldığımızı anlayamamıştık. Çok konuştuk ve çok tartıştık. Birbirimize aşık olduğumuzu da öyle törenlerle ilan etmedik. Her şey normal seyrinde gerçekleşti. Olması gerektiği gibi değil, olduğu gibi… Birbirimizi yönlendirmemiz de gerekmedi. Bu yönde oyunlar oynadık, evet; ama ciddiyetle yapmadık bunu. Kim daha iyi bir yönlendirme ustası, kim karşısındakine fark ettirmeden daha ustaca istediği gibi yönlendirecek karşısındakini… bu tür şeylerde hep meydan okuduk birbirimize ama bunlar birer oyundu sadece. Zevk aldığımız, devamlı oynadığımız küçük oyunlar… Çok kavgalar ettik. Birbirimizden nefret ettik… Aşk ve nefreti …

Okumaya Devam Et

28.07.2018

Kış mevsimi olmasına rağmen havalar son derece ılık seyrediyordu. Yine de epey yağışlıydı ve nemin olduğu her yerde olduğu gibi etrafta salyangozlar kol gezmekteydi. Onlara basıp o diş kamaştırıcı çatırtıyı ayaklarımın altında duymaktan takıntılı bir biçimde korkmaktaydım. Bir kere olmuştu çünkü. Gerçekten bir salyangozu ayağımın, o lanetli sağ ayağımın altında ezmiştim. O sert kabuğun altındaki sümüksü madde… Onu hayal etmek bile… Hayatımda hiçbir şeye acımamış olan ben, bu yaratıklara acıyordum. Bu kadar savunmasız oluşlarına. Bir tuz taneciğinin yumuşacık bedenlerini çözüverişine sözgelimi… Acımak, bana gökteki yıldızlar kadar uzak olduğundan, düşünce ufuklarıma kadar dolduruyordu zihnimi bu yaratıklar. Attığım her adımda onları düşünür …

Okumaya Devam Et