İyi bir insanım ben. İnsanların zayıf noktalarını, onlarla karşılaşır karşılaşmaz keşfedebilsem de lehime ya da onların aleyhine kullanmam. Eğer iyi biri olmasaydım o kadar insanın canı yanardı ki, bunu düşünmek bile istemiyorum. Eğer düşünürsem elimden bir kaza çıkar diye korkuyorum. İyi bir insanım ben. Balarılarını şerbetle, eşekarılarını yumurta sarısıyla beslerim. Ellerimden yerler. Bir kere bile sokulmadım. Dedim ya, iyi bir insanım ben. Kuşlar kafamdan saç toplar yuvalarını örmek için. Kediler paltomun altında ısınırlar. Kaç çete kavgasının arasına iki bıçağı ellerimle ayırarak girdiğimi saymadım bile. İyi ve güçlü bir insanım çünkü. Kuvvetli değilim ama. Üflesen yere devirirsin. Yine de güçlü olduğum …
Etiket: kavga
07.04.2025
Yatağından kalktı. Adımları arasında bir sürü kavga edilmesi mümkün aralıklarla mutfağa doğru yürüdü. Oysa o kimseyle bir alacak verecek işine girişmeye zahmet etmemişti şu ana kadar. Yine de adımları arasındaki zamanı kavgalarla ölçmek isteyeceği tutmuştu sebepsizce. Temiz mutfak tezgâhında duran kirli cezveyi güzelce yıkadıktan sonra kendisine zifir gibi bir kahve yaptı. Soğutmadan içmeyecekti ve içerken mutlu olmayacaktı. Kafein ihtiyacının karşılanmasından ötürü rahatlamayacaktı bile. Sadece zifir gibi koca bir fincan kahve içmiş olacaktı. Kahveyi fincanı içinde tezgâhta bırakarak yatağına geri döndü. Adımları bu defa daha hızlıydı. Uzandı ve uykuya daldı. O uyurken kahve soğuyacaktı. Peki insanlar barışabilecekler miydi? Uyandı. Mutfağa zamansız …
28.12.2019
Bir gün onun sesini tekrar duyarsam… Ne yaparım o zaman? Adını defalarca söyledim, sesini hafızamda defalarca oynattım, defalarca canlandırdım burnumda kokusunu… Sonra bir kayıt vardı bir yerlerde, onu çaldım sesini unutmadığımdan emin olmak için. Yüzüne baktım, yani resmine… Biraz içim sızlasa da eskisi kadar yanmadı ruhum, kavrulmadı. Ama… Ya bir daha karşılaşırsam? Geçen zaman onu ya unutturmamışsa da; hayatta kalma içgüdüm, her gün ruhumun parçalanmamasını sağlayan emniyet kilidi kendisini kilitlemişse benden habersiz ve onu gördüğümde kilidin şifresi çözülürse de… Ya oğlu ya! De oğlu de! Ah olu Ah! Vah oğlu vah! Yeter ulan! Nereden çıktı da ben bu kadını yine …
26.12.2019
Bir kavgaya şahit olmamıştım daha önce. Yani bu kadar yakından değil. Bıçaklar uçuşuyordu ve insanlar kükrüyordu, düşünsenize! Benim gibi bir kadın, evinde annesiyle,; yoğun bir sessizlik ve beğenmezlik bulutunda ikamet eden, ellilerini süren, hiç evlenmemiş bir kadın, üç erkeğin kavgasını yakından, çok yakından izliyor. O erk, o kendini tutmadan saldırma özgürlüğü, o sakınmaksızın kanama cesareti… İmrendim! Gerçekten imrendim… Sonra bir baktım, ben de karışmışım kavgaya. Bir an seyretmekte, bir sonraki an kavga etmekteydim. İşte, bir bıçak artık elimdeydi. “Ah!” Bıçak yumuşak bir şeylere batmıştı.! Bıçak, bıçağım, birisini öldürmüştü. Yetmemiş miydi? Ayakta iki kişi daha vardı ve bıçağım açtı…
04.12.2018
Tanıştığımızda birbirimizi anlamak için çaba sarf etmemiz gerekti. Öyle hemen sevgi böcekleri gibi sarmaş dolaş olup; birbirimiz için yaratıldığımızı anlayamamıştık. Çok konuştuk ve çok tartıştık. Birbirimize aşık olduğumuzu da öyle törenlerle ilan etmedik. Her şey normal seyrinde gerçekleşti. Olması gerektiği gibi değil, olduğu gibi… Birbirimizi yönlendirmemiz de gerekmedi. Bu yönde oyunlar oynadık, evet; ama ciddiyetle yapmadık bunu. Kim daha iyi bir yönlendirme ustası, kim karşısındakine fark ettirmeden daha ustaca istediği gibi yönlendirecek karşısındakini… bu tür şeylerde hep meydan okuduk birbirimize ama bunlar birer oyundu sadece. Zevk aldığımız, devamlı oynadığımız küçük oyunlar… Çok kavgalar ettik. Birbirimizden nefret ettik… Aşk ve nefreti …
16.04.2018
Sarhoş olmaktan nefret ediyorum. Vücudumun uyuşması ve dilimin dolanması beni utandırıyor. Her şeyi unutmak cabası… Yine de o gün tam bir şişe şarap içmiştim. Açık havada içmiştim; ama yine de çarpmıştı beni. Neden sarhoş olduğumu bilmiyordum. Yani özel bir sebebi yoktu. Şişeyi alıp içmeye başlamıştım. Şarabı da satın aldığım dükkandaki adama açtırmıştım. Şişe bittiğinde, yaklaşık dört kilometre yürüyecek, evime gidecektim. Tek başıma yaşadığım, sadece bir odasında üç at besleyeceğim kadar büyük olan evime. O kadar büyük evlerden hiç hazzetmesem de miras kaldığı için ve okumakta olduğumdan o evde yaşamak durumundaydım. Zaten ailemle yaşadıklarım her yerine sinmiş olduğundan evi satmam söz …