Etrafına baktı. Kimse yoktu. Bir gülümsemeyi onunla paylaşacak, kızdığı şeye onunla kızacak hiç kimse… Sonra hatıralarına daldı gözü. Birden bir çocuk peyda oldu. El ele tutuşup anımsamadığı bir sebepten mutlulukla zıpladıkları o çocuk. Şimdi ne yapıyordu? O da etrafına bakıyor muydu? Onun da etrafında kimse olmuyor muydu? Belki de çok mutluydu. Başarılıydı, derinden bağlı olduğu bir ailesi vardı. Ona ihtiyacı olmaması şöyle dursun, aklına bile gelmiyordu belki. Yine de kendisinin ona, ortak geçmişlerini tekrar anmaya ihtiyacı vardı. Onun için eline telefonunu alıp onu aradı. Rehberde numarası yoktu, buna gerek yoktu. “Naber?” diyerek açtı telefonu. Sanki beş dakika önce ayrılmıştık. “Kötü…” …
Etiket: #el
24.03.2023
Banktan kalktım. Bu kez de fark edebildiğim bir varlık uğramamıştı yanıma. Belki birkaç böcek ya da binlerce polen dışında… Arkamda sadece biraz vücut ısısı bırakmıştım. Bir de belki bir tel saç, bir tutam tozlaşmış ölü deri ve banka tutunurken bıraktığım parmak izleri… Bu defa da kimseyle konuşmamıştım. Oysa bu zamanlar benim rastlantıya ayırdığım dakikalardı. “Belki,” dediğim anlar… Gidip okulu temizlemeye devam edecektim. Birkaç arkadaşla ancak bitirebiliyorduk koca binayı. Kimseyle bir sorunum yoktu. İş dışında pek konuşmazdım. Meşgul kalmaya çalışırdım konuşmamak için. “Gel otur azcık,” dediklerinde hep bir yerlerde bir bahane hazır ederdim. Onlar değildi aradığım, biliyordum. Dolayısıyla bir şey aradığımı …
10.12.2020
Adam elinde birbirini tamamlayan kapaklardan oluşan bir müzik aletini tutmaktaydı. Bunları birbirine vurduğunda harika bir ses çıkacaktı. Birazdan yapacaktı bunu ve o an, bir anlığına da olsa mutlu olacaktı. Çünkü adamın duyabildiği tek ses bu zillerin sesiydi.