26.06.2025

Etrafına baktı. Kimse yoktu. Bir gülümsemeyi onunla paylaşacak, kızdığı şeye onunla kızacak hiç kimse… Sonra hatıralarına daldı gözü. Birden bir çocuk peyda oldu. El ele tutuşup anımsamadığı bir sebepten mutlulukla zıpladıkları o çocuk. Şimdi ne yapıyordu? O da etrafına bakıyor muydu? Onun da etrafında kimse olmuyor muydu? Belki de çok mutluydu. Başarılıydı, derinden bağlı olduğu bir ailesi vardı. Ona ihtiyacı olmaması şöyle dursun, aklına bile gelmiyordu belki. Yine de kendisinin ona, ortak geçmişlerini tekrar anmaya ihtiyacı vardı. Onun için eline telefonunu alıp onu aradı. Rehberde numarası yoktu, buna gerek yoktu. “Naber?” diyerek açtı telefonu. Sanki beş dakika önce ayrılmıştık. “Kötü…” …

Okumaya Devam Et

07.04.2025

Yatağından kalktı. Adımları arasında bir sürü kavga edilmesi mümkün aralıklarla mutfağa doğru yürüdü. Oysa o kimseyle bir alacak verecek işine girişmeye zahmet etmemişti şu ana kadar. Yine de adımları arasındaki zamanı kavgalarla ölçmek isteyeceği tutmuştu sebepsizce. Temiz mutfak tezgâhında duran kirli cezveyi güzelce yıkadıktan sonra kendisine zifir gibi bir kahve yaptı. Soğutmadan içmeyecekti ve içerken mutlu olmayacaktı. Kafein ihtiyacının karşılanmasından ötürü rahatlamayacaktı bile. Sadece zifir gibi koca bir fincan kahve içmiş olacaktı. Kahveyi fincanı içinde tezgâhta bırakarak yatağına geri döndü. Adımları bu defa daha hızlıydı. Uzandı ve uykuya daldı. O uyurken kahve soğuyacaktı. Peki insanlar barışabilecekler miydi? Uyandı. Mutfağa zamansız …

Okumaya Devam Et

20.03.2025

Usulca, geçen zamanı ürkütmemeye çalışarak nefes alıyorum. Anların arasında kaynayıp gidiyor soluğum. Kulaklarım dikiliyor. Neredeyse hiç ses yok. Burnumu, neredeyse uluyacak olan bir kurt gibi havaya dikiyorum. O an ulumak aklıma bile gelmiyor. Sadece çimenlerin kokusunu alıyorum. Ve sıcacık güneşin. Ve hafifçe esen rüzgârın… Sonra birden bir böcek gelip önüme konuyor. Büyük kabuğundaki renkleri izliyorum. Böcek kıpırdandıkça gözümde değişiyor. Kendi âlemindeki böceği rahat bırakıyorum. Telefonum usulca titriyor. Sanki o da beni ürkütmemeye çalışıyor. Gelen mesaja bakıyorum. Birkaç dakika sonra geleceğini yazıyor. “Keşke gelmese,” diye geçiriyorum içimden. “Keşke soluğum gibi ben de bu anın içinden kayıp gitsem ve istediğim anda kaybolsam.” …

Okumaya Devam Et

16.12.2020

“Zamansız bakabilmek mümkün müdür dersin?” “Neye bakacaksın zamansız?” Bu soru gibi görünüp bıkkınlık bildiren cümlesine aldırmayıp bunu gerçekten sorduğunu varsayarak cevapladım. “Her şey olabilir. Beni üzen bir şeye, o çok eskiden olmuş gibi baksam mesela…” “Eee, zamansız bakmıyorsun ki o zaman, kendi uydurduğun bir zamanla bakıyorsun. Yapabilirsen tabii.” “Yapamaz mıyım?” “Yaparsın da… Neden yapasın?” “Acı çekmemek için…” “Yazık…” Arkasını dönüp gittiğinde, tekrar konuşmasının imkânsız olduğunu bilecek kadar tanıyordum onu. Bunu söylemesinin sebebini kendim bulmam gerekiyordu. Ama bu da acı çekmenin bir başka versiyonu değil miydi? Bana arkasını dönmediği bir zamanı düşünmek imkânsızsa ondan vazgeçmek mi daha iyiydi? Zaten varlığı bir …

Okumaya Devam Et

18.04.2020

Karar veremeyen insanlardan oldum olası hoşlanmamışımdır. Dahası onlara güvenememişimdir bir türlü. Karar vermek harekete geçmeyi kolaylaştırır ya, dolayısıyla karar veremeyen insan görece daha az harekeetlidir. Böyle bir insan da basitçe, kısırdır. En çok sevdiğim insanın karar vermek konusunda sorunları olması kaderin bir cilvesi olsa gerek. Kararsızlıklarına alışmış olsam da malum, sevgi her şey değil, güven de gerekiyor ve ona güvenemiyor olmak da büyük bir sorun oluşturuyor bünyemde. Zaman geçiyor ve ona daha çok bağlanıyorum; ama güvenmek… güvenemiyorum bir türlü ve böyle giderse güvenemeyeceğimi, seve seve, istemeye istemeye ayrılmayı talep edip onu terk edeceğimi biliyorum. Bilmek şöyle dursun, ertesi gün böyle …

Okumaya Devam Et