Pürüzsüz taşları toplamayı çok severdi. Renkleri ne olursa olsun… Onun için önemli olan şey ele ne kadar pürüzsüz geldiğiydi. Yürürken; eğer zeminde taşlar varsa yere bakarak yürürdü. Pürüzsüz taşları bulundurduğu, dört raflı bir elbise dolabı büyüklüğünde bir sandık yapmıştı. Topladığı taşlar sandığı doldurup bir taşa bile yer kalmadığı gün, onları çimentoyla yapıştırarak kendi heykelini yaptı. Bunu yaptığında tam elli sekiz yaşındaydı. Yaptığı heykelse yirmilerinde görünüyordu; çünkü malzeme, yani taşlar pürüzsüzdü.
Etiket: taş
04.02.2018
“Bir taşla iki kuş vurmak…” Bu deyim her söylendiğinde, “Bir tasla iki kişi doyurmak,” olarak çeviriveririm içimden. Rahmetli dedem öyle yapardı. Ağzından hiç kötü laf çıkmamıştı. “Ağzınızdaki tükürüğe bile dikkat edin,” derdi hep. Kızdığında bile öyle bir kızardı ki… İnsanı suçluluğa sürüklemeden kendi doğrusuna doğru sürerdi. Altınıza tekerlekli bir kızak çekerdi ve bir de bakardınız ki istediği, size anlatmak istediği yerdesiniz. Baktınız onunla aynı fikirde değilsiniz, o zaman gerçek düşüncelerinizi söylemeniz için altınızdaki tekerlekli şeyin kumandasını size verirdi ve siz, rahatlıkla gitmek istediğiniz yere, kendi doğrunuza doğru giderdiniz. Sonra da o alırdı kumandayı… Bir de bakmışsınız hiç tartışmamışsınız bile. Sadece …
20.12.2017
Rengarenk bir taş bulmuştum. O kadar farklı görünüyordu ki, gökten düşmüş olmalıydı. Taşı elime aldığımda tuhaf bir şey hissettim. Sanki taş canlıydı. Kıpırdamıyordu ama elimin içinde bir canlı vardı sanki. Bir canlı sıcaklığı… Onu eve götürdüm. Boş bir saksıya koyup bekledim. Gece soğuğunda taş soğurdu. O zaman dokunduğumda da sıcaksa bir şeyler farklı demekti. … Sıcaktı… Taş canlı ya da maddesel olarak farklıydı. Belki de canlı değildi de ısınmasını sağlayan bir tepkimeye giriyordu. Bunu düşünürken elimdeki taş hareketlendi ve çatladı. Bu taş, ki yuvarlak bile değildi, bir yumurtaydı anlaşılan. Şekilsiz bir yumurta… Yumurtadan ejderhaya benzeyen tuhaf bir hayvan çıkmıştı. Kuş …