27.04.2020

Sokaklar… Sokaklar insan yapımı olsa da güzel. Gerçi onları güzelleştiren insan yapımı olmaları değil. Tepede güneşin parlaması, rüzgarın hafifçe üflemesi bazen. Bazen sertleşmesi. Yağmurun yağması ve karın atıştırması. Nereden çıktı bu sokak güzellemesi değil mi? Belki sokakta onu görmüş olmamdır bunun sebebi. Saf bir çocuk… Ne tuhaf, adını bile bilmiyorum. Hoş pek önemi yok bunun ama… Önemli olan şey onunla karşılaşmış olmamız ve onun benden bir et dürüm istemiş olması. Benim de onun isteğini yerine getirip; kendim de çok sevdiğim bir yerden uzun bir et dürüm almış olmam. Mayonezli istemişti dürümü. Mayonezden nefret etsem de aldım. Beni ilgilendirmez gerçi, yiyen …

Okumaya Devam Et

17.04.2020

‘Çocukluğumdan itibaren kararlıydım, yazar olacaktım.’ Yok öyle bir şey aslında. Çocukluğumda hâkim olmak istiyordum ben. Önce avukat tabii mecburen… Öylesine yazıyordum bazen. Sonra büyüdüm. Hâkim falan olamadım. Avukat bile olamadım ki hâkim olayım. ‘Ama yazdım, yazdım, yazdım!’ Hadi oradan. Hiç de öyle olmadı. Yazmak istedikçe yazamadım. Öööylece kaldım. Yazdığım her cümle çıktığı zaman kendimi bir halt sanıyordum çünkü. Yazmanın zor zanaat, yazarlığın insan üstü bir şey olduğunu falan düşünüyor, her sözcüğümde kendimi zirveye biraz daha yaklaşmış hissediyordum. Yazdığım her şeyi özgün, başkasının akıl edemeyeceği şeyler zannediyordum. Büyük cümleler kuruyor, yazdıklarıma tapıyordum. Her sözcüğümün önemli olduğunu düşünüyor, yaratma eyleminin çok çok …

Okumaya Devam Et