Ne Halt edecektim şimdi! İş görüşmesine gittiğimden takım elbisemle yola çıkmıştım. Jilet gibi ütülemişti karım. Güvenli evimden sokağa çıkınca, işe gitmek için otobüse binecek para olmadığından çok çok erkenden, sabah namazından çok önce kalkıp yürümek zorunda kalmıştım. Ara sokaklardan birinden geçerken birkaç genç adam önüme çıkıp para istemişlerdi. Paramın olmadığını anlamışlardı ama iş işten çoktan geçmiş, beni iyiden iyiye tartakladıklarından elbisem berbat olmuştu. Artık benim de gözüm mosmordu. Takım elbisemin de ütüsü bozulmuştu. İş görüşmesine gitmeye kararlıydım ama işi alacağım konusunda hiç umudum yoktu. Ne zamandır iş arıyordum. Bulmak için küçücük bir ümidim olunca da böyle olmuştu işte. Ama çoktan …
Etiket: karı
09.11.2023
Bu çocukların çok mutlu olmalarını istiyordum. Çok mutlu olmalarını ve bir yere ait hissetmelerini… Peki ne yapmalıydım? Onlara tüm ihtiyaçlarını vererek birbirlerine yaklaşmalarını sağlayabilirdim. Birbirlerinden uzak, bağımsız yaşamaya alışmış, duygusal açlıkları giderilmemiş çocukları birbirlerine nasıl yaklaştırabilirdim? Aslında o kadar da zor bir şey değildi. Bunun en kolay yolu ortak bir düşman yaratmaktı. Bir sürü politikacının yaptığı gibi… Onları birbirlerine yaklaştırmayı planladığıma göre benden ve personelimden uzaklaştırmak mantıklıydı. Ne de olsa bizleri buradan çıktıktan sonra görmeyeceklerdi. Oysa eğer umduklarım gerçekleşirse birbirlerine daima destek olacaklardı. Özel personeller seçtim. Sert, yaklaşılmaz, duygularını işlerine hiç karıştırmayan. Yine de çocuklarımı gaddar insanların eline bırakamazdım. Ve …
03.12.2018
Kumar oynamayı seviyordum. Kartları pek sayılmaz; ama zarlar… Bir sürü zarım vardı. İşlemeli, farklı şekil ve renklerde, bir kısmı, çok iyi kumarbazlarca anlaşılacak kadar hassas bir ayarda hileli… Bir kısmı desek ayıp olur. Sadece bir tanesi… Yani bir çifti. Hileli zarı ben de sevmezdim çünkü. Ben zarların tekinsizliğinden hoşlanırdım. Bazen, çok nadiren hileli zar kullanırdım. Çok istediğim bir şeyi elde etmek için değil, başkasının çok elde etmek istediği bir şeyi elde etmemesi için… Şerefsizler… Onlar da istedikleri bir şeyi tekinsiz bir zara bağlamasınlar. İt oğlu itler… Tıpkı benim bir zamanlar yaptığımı yapmasınlar onlar da… Tıpkı benim kazandığım gibi kazanmasınlar… Kazandım …
23.12.2017
“Kadere inanır mısınız,” diye sormuştu bir kız çocuğu beni durdurup. “Umursamıyorum,” demiştim bir an bile düşünmeden. “İnanıp inanmamak değil mesele. Umursayıp umursamamak.” Çocuk arkasındaki bıçağı göstererek: “Evet ya da hayır deseydiniz sizi bıçaklayacaktım,” dedi ve o anda dost oluverdik. On iki yaşındaydı söylediğine göre. Bana yüz yirmi yaşındaymış gibi gelirdi sarf ettiği her cümlede. Sokaklarda yaşamasına rağmen kılına bile zarar gelmeyen nadir insanlardan birisiydi. belki de tek insandı. Her şeyden sıyrılmasını bilen biriydi çünkü akıllıydı. O günden aylar sonra, neden beni öyle durdurduğunu sormuştum. “Umursamadığınızı anlamıştım. Tıpkı benim gibi olduğunuza dair bir şeyler vardı hâlinizde,” dedi. Onun gibi olamazdım. Ne …