16.05.2025

İyi bir insanım ben. İnsanların zayıf noktalarını, onlarla karşılaşır karşılaşmaz keşfedebilsem de lehime ya da onların aleyhine kullanmam. Eğer iyi biri olmasaydım o kadar insanın canı yanardı ki, bunu düşünmek bile istemiyorum. Eğer düşünürsem elimden bir kaza çıkar diye korkuyorum. İyi bir insanım ben. Balarılarını şerbetle, eşekarılarını yumurta sarısıyla beslerim. Ellerimden yerler. Bir kere bile sokulmadım. Dedim ya, iyi bir insanım ben. Kuşlar kafamdan saç toplar yuvalarını örmek için. Kediler paltomun altında ısınırlar. Kaç çete kavgasının arasına iki bıçağı ellerimle ayırarak girdiğimi saymadım bile. İyi ve güçlü bir insanım çünkü. Kuvvetli değilim ama. Üflesen yere devirirsin. Yine de güçlü olduğum …

Okumaya Devam Et

20.03.2025

Usulca, geçen zamanı ürkütmemeye çalışarak nefes alıyorum. Anların arasında kaynayıp gidiyor soluğum. Kulaklarım dikiliyor. Neredeyse hiç ses yok. Burnumu, neredeyse uluyacak olan bir kurt gibi havaya dikiyorum. O an ulumak aklıma bile gelmiyor. Sadece çimenlerin kokusunu alıyorum. Ve sıcacık güneşin. Ve hafifçe esen rüzgârın… Sonra birden bir böcek gelip önüme konuyor. Büyük kabuğundaki renkleri izliyorum. Böcek kıpırdandıkça gözümde değişiyor. Kendi âlemindeki böceği rahat bırakıyorum. Telefonum usulca titriyor. Sanki o da beni ürkütmemeye çalışıyor. Gelen mesaja bakıyorum. Birkaç dakika sonra geleceğini yazıyor. “Keşke gelmese,” diye geçiriyorum içimden. “Keşke soluğum gibi ben de bu anın içinden kayıp gitsem ve istediğim anda kaybolsam.” …

Okumaya Devam Et

02.03.2023

Onu her gördüğümde, sesini telefonun ucunda işittiğimde ya da parfümünün kokusu herhangi bir şekilde burnuma ulaştığında sebepsiz bir öfkeye kaptırıyordum kendimi. Dahası da vardı. Onu öldürmek, daha net söylemem gerekirse bıçaklamak istiyordum. Yok, aslında buna ihtiyaç duyuyordum! Telefon ekranında adını gördüğümde bile başlıyordu her şey. Ya da sarf ettiği ilk kelimeyi duyduğumda. Ya da yanımdan geçerken yarattığı rüzgâr burun deliklerime dolduğunda. Zihnim o salisede bulanıyor ve kalbim hızlanıyordu. Parmaklarım anında bir bıçak kabzasını tutmaya hazırlanıyor, kaslarım geriliyor, kemik ve eklemlerim bıçaklama hareketi için hazırlıyordu kendilerini. Elimde değildi. Bunu yapamayınca da bir titreme geliyor, vücudum kendisini rahatlatamadan önce resmen büyük bir …

Okumaya Devam Et

03.03.2018

Bir dernekte oturmuş çay içiyordu. Aslında bu derneğe üye değildi ama gelir kaynağı olsun diye ucuz çayı olduğu için geliyordu oraya. Bir de bedava gazeteye istediği gibi bakabilme imkanı bulunduğundan. İş ilanlarına bakması gerekiyordu çünkü. İşsizdi ve bundan ziyadesiyle hoşnutsuzdu. Hayatında ilk defa işsiz kalmıştı ve bu durum, sudan çıkmış balığa dönmesi için yetmişti. Oysa bir işi varken ne kadar da kendinden emindi! On altı yıldır o işte çalışıyordu. Bir çaycı olarak… Pek vasıflı biri değildi ama bir çaycı olsa da oranın kralı oydu. Dedikoduları o bilir, kime neyi yaptıracağını, kime ne için ne kadar rüşvet verilebileceğini, kimi nasıl ikna …

Okumaya Devam Et

23.12.2017

“Kadere inanır mısınız,” diye sormuştu bir kız çocuğu beni durdurup. “Umursamıyorum,” demiştim bir an bile düşünmeden. “İnanıp inanmamak değil mesele. Umursayıp umursamamak.” Çocuk arkasındaki bıçağı göstererek: “Evet ya da hayır deseydiniz sizi bıçaklayacaktım,” dedi ve o anda dost oluverdik. On iki yaşındaydı söylediğine göre. Bana yüz yirmi yaşındaymış gibi gelirdi sarf ettiği her cümlede. Sokaklarda yaşamasına rağmen kılına bile zarar gelmeyen nadir insanlardan birisiydi. belki de tek insandı. Her şeyden sıyrılmasını bilen biriydi çünkü akıllıydı. O günden aylar sonra, neden beni öyle durdurduğunu sormuştum. “Umursamadığınızı anlamıştım. Tıpkı benim gibi olduğunuza dair bir şeyler vardı hâlinizde,” dedi. Onun gibi olamazdım. Ne …

Okumaya Devam Et

09.12.2017

Eski, boynuz saplı bir bıçağı vardı. Tek zenginliğiydi. Kendi elleriyle yapmıştı gerçi ama çeliği bulmak için çok zaman harcamıştı. Bulduğu yere onu satın almak için bir servet ödemişti. Boynuzu kendisi en başından tonlarca işlemden geçirerek bir bıçak kabzası hâline getirmişti. Bu bıçağın çeliğine çok emek vermişti ve dillere destan bir dayanıklılığı ve kesiciliği olmuştu. Kuru odunu bile bu bıçakla kesse bıçağın kılına zarar gelmezdi. Doğa dışı bir bıçak gibiydi. Belki de gerçekten öyleydi… Çeliğe su verirken yaşlı bir adam gelmiş, bu bıçağıyla canlı bir şeyin hayatına son vermemesi koşuluyla her şeyi kesebileceğini söylemişti. Bıçağın çeliğini sımsıcak haliyle sıvazlamıştı şaşkın bakışları …

Okumaya Devam Et