Bir parçası eksik olan bankta kaykılarak oturuyordum. Kaykılmak zorunda kaldığımı anlamadan önce hâlimden memnun olduğumu zannedebilirdi insanlar. Ve gözyaşlarımı görmeden önce. Umarım görmezlerdi ve beni mutlu farz ederlerdi. En azından insanların gözünde mutlu olabilirdim. Oysa değildim. Mutlu falan değildim. Bir ağacın dalında bir karga öttü ve ben o karganın gelip beni teselli etmesini diledim. Yanıma gelir, omzuma, pençeleriyle omzumu ezmeden o gücü ve ağırlığına inat yumuşacık tünerdi kanatlarından güç alarak. Onun için zor olurdu muhtemelen ama benim için bu küçücük fedakârlığı yapardı. Sonra, o güçlü gagasıyla gözyaşlarımı yumuşacık silerdi. Hiç uğraşmadan gözlerimi yuvalarından ayırabilecek kadar güçlü gagasıyla. Sonra sessizce öterdi. …
Etiket: #yumuşak
22.05.2020
Rahatın gerçekten battığı nadir insanlardandı. Kendisine işkence etmek gibi bir niyeti yoktu. Nefret de etmiyordu varlığından. Sadece rahattan rahatsızlığa geçme hâlini sevmiyordu. O alışma anı zor geliyordu ona. Bu konuda verdiği bir tek ödün vardı. Yumuşak bir battaniyesi vardı kendisine kullanmak için izin verdiği, hatta bunun için can attığı. O sokaklarda yaşayan küçük bir çocukken başka bir çocuk vermişti kendisine battaniyeyi. O zamanlar maviydi, şimdiyse rengi belli değildi. Galiba griye çalıyordu; ama kesin bir şey söylenemezdi tabii. Eskimişti ne de olsa. Çocuk, annelerinin kardeşiyle kendisine aynı renkte iki battaniye aldıklarını; fakat kardeşinin öldüğünü söylemişti. Onun için vermişti ona bu battaniyeyi. …