04.01.2023

Penceremin karşısındaki ağacın pencereme bakan dalında duruyordu. Her nedense tamamen ona odaklanmıştım. Vücudunun her kıpırtısına… Kanat seslerini kulağımın dibindeymiş gibi yakından duyuyordum. Kendimi kurtarmak için arkamı döndüm. Sonra geri dönüp camı sertçe kapadım. Zihnimde bir ses duydum tam o an: “Fırsatı kaçırdın! Oysa sana bir karga olma fırsatı verecektim. Buradan uçup gidecektin. İstediğin yere…” Camı tekrar açtım. Karga oradaydı. Gözlerinin içine bakıp bekledim. “Peki,” dedi ses ve… Bir kargaydım artık. Penceremdeki çaresiz gözlerimle kendim olmayan bana bakıyordum. Benim hatalarımın sorumluluğunu bu karga mı alacaktı yani! Onunla yer değiştirmiş olmalıydık. “Evet,” dedi. Ses gamsızdı. Ben de öyle olmaya karar verdim. Bu …

Okumaya Devam Et

05.12.2018

Sessizliği paylaşabildiğiniz insanı sevdiğinize tam anlamıyla emin olabilirsiniz. Evet, seviyorsunuz onu. İstediği kadar yakın ya da uzak olsun, sessizliği paylaşmak kadar yakınlaştırıp; paylaşamamak kadar uzaklaştıramaz bir ilişkiyi. Sanal ilişkiler… Bırakın onları. Sessizlik ancak yan yanayken paylaşılır. Mektup arkadaşlıkları… Kağıdın ilişkiyi yakınlaştırması, önemli olan ruhların birlikteliği safsataları… Hepsini silip atın… Ruhların birbirlerine yakınlaşıp yakınlaşmadığını ölçen tek şey; ama gerçekten tek şey sessizliktir. Bir uzunluk ölçü aletidir sessizlik. Uzaklıkölçer… Onunla hep kavga edip deli gibi didişsek de; sessizliğimiz anlatıyordu her şeyi. Seviyorduk birbirimizi. En azından ben onu seviyordum ve tek önemli olan buydu. Theremin çalardı. Bir mekatronik mühendisiydi ve theremini kendisince geliştirmişti. …

Okumaya Devam Et

01.09.2018

Bir karganın özgüvenine hep özenmişti. öyle ki, ne zaman bir karga görse ya da duysa, gıptayla bakardı. Her şekilde kendisini gösteriyordu özgüven bir kargada. Sesi sanki özgüvenden o kadar gevrekleşiyor gibi geliyordu. Uçuşu, görünüşü bile… Oysa o öyle miydi? Küçücük bir kızken bile kendisini gösterirdi özgüvensizliği. On-on bir yaşlarında, sanki bir anda gelişivermişti. Daha o ne olduğunu anlamadan göğüsleri çıkıvermiş, annesi sütyen takması için onu zorlar hale gelmişti. Oysa o istemiyordu bunu yapmak. Daralıyordu! Daraltıyordu her tür sütyen onu. Küçüklüğünde, bunu ilk ve son savsaklayışında, annesi öyle bir vurmuştu ki ona, sessizce, sümükleri aka aka ağlamış ve o an, vücudundan …

Okumaya Devam Et

01.01.2018

Sabahtan beri kargalar ötüyordu. En çok sevdiğim ses… Evet… Kargaların sesleri… Kişilikli, herbiri hem de… Birkaç kargayla konuşabilseydim, eminim ki hepsini seslerinden tanırdım. İşte bazen insanlar bir karga kadar dahi kişiliklerini seslerine veremiyorlar. Kargalarla başladı günüm. Ayrıcalıklıydım bugün. Her zaman karalansa da bazen kendim de düşünmeden karalasam da hatta… Kargalara hep saygı duymuşumdur ve onların sesleriyle başlayan bir gün, asla, hiçbir surette, kötü geçemez benim için. Yürüyordum ve bir karga konuştu benimle. o kişilikli sesiyle… “Bak… Ruhuna bak…” Ne münasebetti. Ruhumla yaşıyordum zaten. Ona nasıl bakmazdım ki! Başka bir karga başka bir sesle aynı şeyleri söyledi. Bu kez durdum. Ruhuma …

Okumaya Devam Et

06.12.2017

Konuşmayı sevmiyordu. Kimseyle… Belki kendi kendisine… Gülmeyi seviyordu ama. İnsanlara gülmeyi seviyordu. Sadece konuşmak gereksiz geliyordu ona. Bir gün bir dergide bir makale okumuştu. Kargalar, papağanlar, maymunlar ve filler diğer hayvanlara göre zekiydi ve bunun nedeni topluluk halinde yaşamalarıydı. Yani bu insanlar için de geçerliydi. Ne kadar iletişim kurarsan o kadar zeki olurdun, beynin o kadar çok gelişirdi. Bu kadar basitti. En azından bu araştırma ve türevleri böyle söylüyordu. Oysa o iletişim kurmayı sevmezdi. Toplumla belli bir iletişimi de yoktu. Yani en aza indirgemişti her şeyi. Peki zekası? Ona göre gayet iyi çalışan bir zihni vardı; çünkü insanları, daha doğrusu …

Okumaya Devam Et