Onu bulduğumda bana yaptığı son şakayla veda etmesine fena hâlde kızmıştım. Haydi canım! Bir not, şampanya kadehi, hem de özenle o saçma sapan bir dekor olan çöpe yerleştirilmişti. Bir şeyi yarıda bıraktığında neden onunla özel olarak ilgilenip onu çöpe yerleştirirdi ki bir insan? Tabii ki dekoru benim için hazırlamıştı. Bir şaka dediğime bakmayın, aslında muhtemelen bana yaptığı son işkenceydi. Eh, en azından artık yoktu. Onu bir zamanlar sevmiş olduğuma bile inanamıyordum. Ruj ha! Kadehine ruj izi yapmıştı yahu! Makyajın gramını yüzüne sürmezdi oysa. Bana olan hıncını göstermek istemişti aklı sıra. “Ben senin için süslenmiyorum ama başkası bu ruja değerdi,” mi …
Etiket: #çöp
23.07.2025
Bir ara sokakta hançeresinin var gücüyle şarkı söylüyordu orta yaşlarını sürmekte olup pek yakışıklı sayılmayan adam. Sesi yaşının pürüzünü taşısa da inancının pürüzsüzlüğündeydi çoğu zaman. Bazı notalarda uhrevileşiyordu. Çöp kokan bir sokakta olduğunuzu tamamen unutuyordunuz onu dinlerken. Bazen de üç defa ölmüş kadar acı çekiyordunuz. Saçlarınız, bu şarkının biriktirdiği gamla, değirmende ağarmadığınızı kanıtlamak istercesine başınızda kıvranıyordu. Adamın bir dili yoktu. Sadece söylüyordu. Seslendirdiği her harf yaşamın kendisinden devşirilmişti. İcat edilmiş ya da öğrenilmiş bir dille ilgisi bile yoktu. Sonra emekleyerek; o çöp kokulu, sokağa yabancı olmayan özenle giydirilse de hırpani bir bebek gelip adamın ayakları önünde durdu. O da başladı …
23.05.2020
Bir sürü insanın, birkaç gün kaldıktan sonra aniden gittiği, birkaç insanın da gelip gidenlerin yemeklerini yapıp yataklarını düzelttiği, samimi bir evdi burası. İnsanlar buraya ‘pansiyon’ diyorlardı. Tuhaf kokulu kâğıt ve metal parçalarını ya da plastik kartları onlara verdikten sonra yerleşebiliyorlardı ancak. Ben öyle anlamıştım… Ben ise hiçbir şey vermek zorunda değildim yemek ve yatmak için. Eh, ben bir köpektim çünkü. Buranın sahipleriyle bağlı olmasam, yani onların olmasam da buranındım işte. Gelir giderdim… Canım istediğinde masaların yanlarına gidip sokulur, biraz oradan biraz buradan, bir şeyler tıkınır, onları hazmetmek için de birilerinin ayağının dibinde uzanırdım. Severdim okşanmayı. Birilerinin desem de; öyle rastgele …