20.12.2022

Uzun zamandır arkadaştık. Pek konuşkan olmasa da beylik şeylerden konuştuğumuzdan, aramızda beklenti falan olmadığından seviyordum bu arkadaşlığı. Daha önce evine gitmemiştim. O gün beni çağırması için bir sebep de yoktu. Yine de konuşmadığımız bir anda, sigara içmek için güzel bir süs bitkisini de kendimizle zehirlerken beni evine davet edivermişti. Eh, ben de düşünmeden kabul etmiştim. İş çıkışı metroyla gitmiştik evine. Metrodan sonra yaklaşık yirmi dakika sessizce yürümüştük. Girip rahat etmem için kapıyı açıp ekmek almayı unuttuğunu söylemişti. Eve girer girmez, ayakkabılığın üzerindeki tek çekmecelik bölümün üzerindeki telefondan gelen telesekreter ışığını görmüştüm. Bir anda basıvermiştim düğmeye. Meraktan mı? Bilmiyorum, sanmıyorum. Çok …

Okumaya Devam Et

07.02.2019

Bir kulede bir köleydim ben. Merdivenlerini her an çıkmaya devam etsem de bir türlü en üst merdivene ulaşamadığım bir kulede bir köle. Aslında işim merdiven çıkmak değildi sadece. Tepeye doğru merdiven açıyordum. Yani inşa ediyordum. Sonra da; inşa ettiğim merdivenden ilk kendim çıkıyordum. Arkamdan kimse geliyor muydu; gelen kimdi bunları bilmiyordum…

Okumaya Devam Et

07.02.2018

Kalabalıkta fokurtu sesleri duyulmuyordu. O, yine de elleriyle marpucu kavrayarak sipsiyi dudaklarının arasına alıp derin bir nefes çekti. Fokurtunun titreşimi bile mesdolması için yeterliydi. Bir elini marpuçtan çekerek kendi yapımı olan bir tozu saf suya karıştırmasıyla oluşturduğu bir çözeltiye uzattı. Bu çözelti suya atıldığı an çözülüyor, görünemez, koklanamaz ve tadılamaz hale geliyordu. Bu çözeltiyi bu şekilde tasarlamasının nedeni tüm içecekler arasından sadece suyun tadını beğenmesiydi. Çözeltiyi yudumladıktan sonra yüzünde garip bir gülümseme belirdi. Hayatta ihtiyaç duyacağı her şey bunlardan ibaretti işte. Kalabalık, tütününden marpucuna kadar kendi imal ettiği, çekildiğinde fokurtusunun titreşimini hissedebileceği bir nargile ve yudumlamakta olduğu çözelti… Kontrolünde olmayan …

Okumaya Devam Et