Kazara bir insan öldürmüştüm. Geçerken… Öylesine bastığım bir zemin, onun tam gırtlağı olunca, ayağımın altında bir şeyler kırıldığını hissettim önce. Çok acelem vardı… Bunun tek açıklaması buydu. Neden ayağımın altından çekilmemişti ki? Pençeli botlarımla öldürmüştüm onu. Çok, sanıldığından da çok .kolaydı demek insan öldürmek. Bir böcek öldürmekten farkı yoktu.
Ay: Şubat 2019
07.02.2019
Bir kulede bir köleydim ben. Merdivenlerini her an çıkmaya devam etsem de bir türlü en üst merdivene ulaşamadığım bir kulede bir köle. Aslında işim merdiven çıkmak değildi sadece. Tepeye doğru merdiven açıyordum. Yani inşa ediyordum. Sonra da; inşa ettiğim merdivenden ilk kendim çıkıyordum. Arkamdan kimse geliyor muydu; gelen kimdi bunları bilmiyordum…
06.02.2019
“Beni sevdiğine ikna oldum… Peki sadık mısın?” “Ben bir köpek miyim?” “Yani sadık değilsin.” “Seni sevmediğimde, ya da aramızda bir sorun olduğunda sana söylerim. Ya da bilinen hiçbir şey yokken; öylece başkasına aşık olduğumda. Sana bunu söylemeden hiçbir şey yapmayacağım.” “Yani sadık değilsin, başkasını sevme ihtimalini şimdiden düşünebiliyorsun…” “Sorduğuna göre, sen de düşünebildiğinden sormuş olmuyor musun?” “Evet ama…” “Sen sadık olmayı hak ediyorsun. Sadık birisi her şeye rağmen seni sevecektir… Ne yaparsan yap, ne olursan ol… Kendini değiştirip geliştirmene gerek olmayacak sadık birisiyle birlikte olduğunda. Şunu unutuyorsun… Sadık birisi seni gerçekten sevdiği için mi; yoksa sana sadık olduğu için mi …
05.02.2019
Bir fırın eldiveninin içinde tuhaf iki yüzük bulsaydınız ne yapardınız? Yüzükleri takardınız herhalde. O da öyle yapmıştı. Ellerine takmıştı onları. Böyle yaparak ateşe dayanıklı olacağını bilseydi de takardı. Hem de kalıcı olarak… Yüzük ellerine gömülüp kemiğine kaynaştığında ve üzerlerine parmaklarının derisinin kapandığına şahit olduğunda, henüz bunu bilmemekteydi. Yine de acı çekmediği için bunun üzerinde durmayıp halüsinasyon gördüğünü farz etmeyi tercih etti ama gördüğü bu halüsinasyonun etkisiyle fırın eldivenini takmayı unutup elleriyle daha yeni pişmiş bir tavuğu bulunduran metal tepsiyi kavrayıp yanmayınca, tanık olduğu şeyin gerçek olduğunu anlamak zorunda kaldı. İşte bazen anlamak zorunda kalırsınız; ama buna hiç de hazır değilsinizdir. …
04.02.2019
Rüyasında uçsuz bucaksız bir uçurum görmüştü. Kendi elleriyle oyduğu, söğüt ağacından bir atçığa binmiş, uçurumdan aşağı süzülüyordu. Atçığın ayakları bile yoktu ki kanatları olsun… Buna rağmen ileri gidebiliyordu süzülerek. Uçurumun aşağılarındaki dünya garipti. Deniz kabuklarına binmiş küçük köpek yavrularıyla yan yana süzülmekteydiler. Bu şaşırtıcı bir şey değildi. Uyanacağını bilmemesine rağmen… Bir yanı, şaşacak hiçbir şeyin olmadığını düşünüyordu. Oysa belki de şaşırmak da yaşamanın esprilerinden biriydi. Şaşırmayan birisi, olağanüstü bir şeyi gördüğünde ne fark edecekti ki?
03.02.2019
“Bu kuş, arkadaşlar, diğer kuşlara benzemez! Bir kere şakıdığını bir daha tekrarlamaz…” Çok kalabalık bir yerde, bilinen bir çarşıdaki tezgahlardan birinin başında, işte bunları haykırıyordu genç bir adam. Bir kuşa baktım bir ona… Kuş küçücük ve zarifti. Adam kocamandı, sesi de çatlaktı. Kuşu sadece satmak için getirmişti yanında. Zaten ikisini birleştirebilecek tek vesile bu tarz bir vesile olabilirdi ancak. Şuncağızdan hiçbir şey öğrenememiş miydi? Hödüklüğü, kuşun yanında daha bir belirginleşiyordu ne hikmetse. Hiçbir kuşa benzemeyen bu kuşun adı zarafet olmalıydı. Üstelik, bu kalabalıkta sesi de çıkıyordu. Dingin; ama neşeli, duyulur; ama tiz ya da pes olmayan… Ve evet… Bu hödük …
02.02.2019
Küçücük bir fil vardı hayvan satan bir dükkanda. Artık filleri de küçültmeyi becermişler. Küçücüktü… Bir kedi kadardı… Kafesinde tahta bir kule maketini çekmekteydi. Yanındaki başka bir mini fil de üzerinde bir sürü plastikten kürdan bulunduran bebekler taşımaktaydı. Yani bir sürü sözde okçu… Daha da güzeli, bu fillerin üremelerini de hızlandırmışlardı. Çok çok daha iyisi, dişlerinin kendilerinin iki katı kadar büyümelerini sağlamışlardı. Yetişkin bir fili dişleri için rahatlıkla öldürebileceklerdi böylece. Evet büyük olmayacaktı; ama yine de fena değildi boyutları. Ha, bir de kahve çekirdekleri yedirebiliyor ve böylece şu pahalı kahveden daha fazla üretebiliyorlardı artık. Sesleri çok tiz olduğundan bazı insanlarca alarm …
01.02.2019
Bitki ve hayvanların; cansızların ve en önemlisi havanın düşündüğünü konuştuğunu, biz insanlarınsa tıpkı onların eski hallerinde olduğumuzu düşünsenize.. Ne değişir? Her şey mi… Düşünün bir kere… Kaya ile kurbağa konuşmak için birbirlerinin dilini öğrenmeye çalışırken insanlar, yani bizler, onlar için yaratılmış birer süsmüşüz. Mesela, kaya dünyayı dolaşmak istiyor ve binek olsun diye bir insanı eğitiyor. Kurbağa, sıçrarken yumuşak bir yere düşmek için bir insanın karnını şilte misali kullanıyor… Sırf şilte olması için bir insan besliyor, düşünsenize… Sineklerin insan çiftlikleri var… Pireler ve sinekler arasında savaş oluyor bunun için. Başka hiçbir hayvanın kanını emmiyorlar; çünkü onlar düşünebilen yaratıklar… Yani hayvanlar… Bitkiler …