12.06.2025

Peduka ülkesinde ayakkabı yapan biri olmak hiç de küçümsenen bir şey değildi. Bu mesleği yapanların yükleri sahip oldukları itibarı hak edecek kadar ağırdı. Pedukalılar ayakkabıları dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan insanlardan çok daha fazla önemserlerdi. Birisinin sınıfı giydiği ayakkabının çıkardığı sesten anlaşılırdı. Genelde benzer giysileri giyiyorlardı. Çünkü öğretileri sade giyinmeyi gerektiriyordu. Öğretilerinin bir açıklarını bulmakta gecikmeyen Peduka halkı, her ne kadar öğretiye riayet edip sade giyinse de ayakkabılarını bir kast aracı olarak kullanmakta da gecikmedi. Sade giyme kuralı ayakkabılar için de geçerli olduğundan, ayakkabıların görünümüne değil çıkardığı sese göre belirlediler kast sistemini. Sıradan halk ses çıkarmayan lastik ayakkabılar giyiyordu. Polis ve …

Okumaya Devam Et

11.06.2025

Zeminin sürekli değiştiğini, ayağının altında devamlı hareketlenip yere düştüğünü mütemadiyen bizzat tecrübe etmese inanmazdı. Zemin o denli sağlamdı. İşte o görünüşte sağlam olan zeminde dört ayak üzerinde yürürken diğer yandan da etrafında iki ayak üzerinde yürüyen diğer insanların ayakkabılarının o normal seslerini işitiyordu. O sesler kendisini hiç normal hissettirmiyordu. Çünkü bu kaygan zemin sadece onun için öyleydi. Diğerleri için değil… Onun ayakkabıları vardı. Tüm yük onlardaydı ama zemin aniden değiştiği için elleri yara bere içindeydi. Kayaların düşmesiyle ezilen kemikleri ona daimi bir acı kaynağıydı. Keşke boks fırın eldiveni olmasa bile en azından fırın eldiveni takabilseydi ellerine. İşte! Ellerinin altındaki güvenilir …

Okumaya Devam Et

10.06.2025

“Hepimiz kolaya kaçmayı severiz, bu bir gerçek. Yine de artık sadece kolayı sever olduk be yavrum,” demişti yaşlı kadın, o yoğun, kapkara gözlerini gözlerine sabitleyerek. Sanki kadının gözleri birer manyetik tornavidaydı da karşısındakinin deneyimsiz gözlerinin içine bir fikri vidalamaya uğraşmaktaydı. Karşısındaki gündelik düşünüp gündelik yaşayan, kendi hâlinde bir gençti. Gözleri kolay kolay vida tutmazdı. Nitekim elindeki telefona kaçamak nazarlar atmaktaydı. “Ne olmuş ki teyzeciğim? Sen de fazla yapışıyorsun geçmişe. Burcun neydi senin bu arada? Bence boğasın sen boğa.” “Ah be kuzum! İşte bak, beni hiç dinlemeden soruveriyorsun burcumu hemen. Çünkü kolaya kaçıyorsun. Beni hiç dinlemeden bir çantaya tıkmaya çalışıyorsun. Ama …

Okumaya Devam Et

05.06.2025

Yorgundu, çok yorgundu. Neredeyse üç gündür uyuyamamış, artık halüsinasyonlar görmeye başlamıştı. Tek düşündüğü o alelade, küçük ellerin o ucuz telefonda hareket ederken o tanıdık yüzün sükunetinin hatırasıydı. O bir şeyler anlatırken zerrece umursamayan yüzle aynı bedeni paylaşan eller, hiç umursamadan telefonda bir şeyler yapıyordu. O bir şeyler anlatmıyordu! Önemli bir şeyler anlatıyordu! Daha önce kimseye anlatmadığı… Kendi telefonuna baktı, rehberde adına dokunacaktı, vazgeçti. Umursamayan birisini aramak onu bıktırmaktan, rezil olmaktan başka hiçbir işe yaramazdı. Herkesin daima düştüğü bir yanılgıydı bu. Daha çok ararsa fark edileceklerini, umursanacaklarını zannederlerdi. Zavallılar! En azından o bunun faydasızlığının farkındaydı. Strateji kurarlardı bir kısmı da. Bazen …

Okumaya Devam Et